İSTANBUL / TEKHA
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen ‘Bosphorus Diplomasi Forumu’ kapsamındaki ‘Küresel Sistemin Kırılma Noktası: Enerji Diplomasisi’ paneline katılarak gençlerin sorularına yanıt verdi. Türkiye’nin enerjideki yerlilik hedeflerine ve küresel enerji adaletine dikkat çeken Bayraktar, stratejik hamlelerin detaylarını paylaştı.
“2035’te Dışa Bağımlılığı Yüzde 50’nin Altına İndireceğiz”
Türkiye’nin enerjideki yerlilik oranını artırma kararlılığını vurgulayan Bakan Bayraktar, “Yüzde 65-70’lerde olan yerlilik oranımızı artıralım. Yenilenebilir enerjiyi daha çok kullanalım. Elektrikli araçlarla ulaştırmayı dönüştürelim. Dolayısıyla benzindeki ve mazottaki dışa bağımlılığımızı öyle azaltalım gibi bir hedefimiz var. 2035’lerde şu anda yüzde 70’lerde olan oranı yüzde 50’lerin altına çekmeyi hedefliyoruz. Bu çok önemli bir hedef ve bunu eğer önümüzdeki 10 yılda başarabilirsek Türkiye enerji kaynaklı cari açık meselesini kenara koyabilir. Bizim temel önceliğimiz, Türkiye’de enerjide dışa bağımlılığı bitirmek. Bunu başardığı anda Türkiye ekonomisi çok daha güçlü ve siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek” ifadelerini kullandı.
“Enerji Ekonomilerin İş Yapabilme Kapasitesidir”
Enerjinin hayatın her alanında stratejik bir role sahip olduğunu aktaran Bayraktar, “Enerji, bizim genel anlamda iş yapabilme yeteneğimiz. Sabah kalktığımızda hepimiz bazen ‘enerjim düşük’ diye tabirler kullanırız. Ama ekonomilerin, devletlerin, ülkelerin enerjileri de o ülkenin iş yapabilme yeteneği, kabiliyetiyle alakalı bir şey. Enerji hayatımızın her alanında var olan bir şey. Dolayısıyla ekonomilerimiz büyüyor, ihtiyaçlarımız artıyor, günlük enerji ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Ülkemizin de artıyor, dünyanın da artıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyaçları daha da fazla artıyor. Dolayısıyla enerjisiz bir şey yapmak mümkün değil. Bu enerji kaynaklarını stratejik olarak kendiniz ürettiğiniz zaman, size çok önemli göreceli avantaj getiriyor. Bu kaynakları çevreyle uyumlu bir şekilde elde edebilirseniz, temiz enerjileri hayata geçirdiğimizde hem kendiniz için hem de dünya için aslında çok daha olumlu şeyler ortaya koyuyorsunuz. Dünya aslında son yıllarda özellikle böyle bir süreç içerisinden geçiyor. Yani önceliği enerji kaynaklarını elde edebilmeye, bu kaynakları da daha temiz kaynaklardan nasıl sağlayabileceğinin arayışı içerisinde. Ülkemiz de açıkçası bu çabanın, bu arayışın içerisinde” dedi.
Küresel Krizler Ve Kendi Kendine Yetebilmenin Önemi
Dünyadaki enerji talebinin hızla yükseldiğine değinen Bayraktar, dışa bağımlılığın ekonomik yükünü şu sözlerle dile getirdi: “Dünyada gördüğümüz enerji talebi çok hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor ve enerjisiz bir hayat mümkün değil. Ülkemiz için de böyle. Dolayısıyla bu artan talebi doğru şekilde karşılamak, bunu dış kaynaklarla değil de kendi iç kaynaklarımızla karşılamak bize çok önemli bir ekonomik katkı sağlayacak. Yani Türkiye 2022 yılında yaklaşık 100 milyar dolarlık bir parayı dışarıya ödedi. Bu dışarıya ödenen paranın kendi cebimizde kalmasının ekonomik olarak çok önemli bir katkısı var. Ama onun dışında, özellikle jeopolitik anlamda Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olması önemli. Çünkü şimdi dünyada çok büyük bir kriz var. İran’a yapılan saldırılar, İran’da başlayan savaş neyi etkiledi? Hürmüz Boğazı’ndaki akışları, petrol tankerlerinin, LNG tankerlerinin akışını etkiledi. Dolayısıyla şu anda oradan petrolünü sağlayan birçok ülke bu anlamda ciddi zorluk yaşamaya başladı. Türkiye bu dönemde petrolünün yüzde 10’unu Hürmüz geçişli tedarik ediyordu. Yüzde 10 olduğu için şu anda Türkiye’de herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Ama bu daha yüksek oranlarda olsaydı, olan ülkeler var, o zaman belli sıkıntıları yaşayacaktık. Bunu yaşayan ülkeler ne yaptılar? Enerji tüketimlerini düşürmeye başladılar.”
“Tam Bağımsızlık Yolunda Çalışmalarımız Sürüyor”
Yerli ve yenilenebilir kaynakların güvenliği sağlama konusunda kritik role sahip olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “Pandemi döneminde olduğu gibi uzaktan çalışma, eğitimler konuşulmaya başlandı. Dolayısıyla dünya ciddi anlamda bir enerji kısıtıyla karşı karşıya kaldı. Kendi kaynaklarımızla enerjimizi sağlamak, yerli ve yenilenebilir kaynaklarla sağlamak ülkeler için hem stratejik açıdan hem jeopolitik açıdan hem de ekonomik açıdan çok büyük katkıları olan bir durum. Dolayısıyla Türkiye’nin buradaki hedefi, bizim temel önceliğimiz, sizlerin de üzerinde çalışacağı temel konu, Türkiye’de enerjide dışa bağımlılığı bitirmek. Bunu başardığı anda Türkiye ekonomisi çok daha güçlü ve siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek” değerlendirmesinde bulundu.
E-Mobilite Ve Yerli Üretim Hamlesi
Maden bağımsızlığı ve ulaştırma sektörünün dönüşümüne ilişkin hedefleri sıralayan Bayraktar, “Tabii enerji derken aslında madenleri de işin içerisine katmamız lazım. Özellikle kritik ve stratejik madenlerde Türkiye’nin bağımsız olması çok önemli. Hedef tarih dediğiniz zaman onun altını doldurmak lazım. ‘Şu tarihte, bundan 10 sene sonra, 20 sene sonra Türkiye enerjide dışa bağımlılığı bitirir’ dediğimiz zaman ‘Bunu nasıl yapacaksınız’ sorusu ve ‘Ne zaman yapacaksınız’ sorusu geliyor. Onunla alakalı size şöyle bir tarih vereyim. En azından 2035 için bir şeyler söyleyebilirim. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını bitirmesi için birkaç koldan çalışma yürüyor. Bir tanesi kendi kaynaklarımızı, yani kendi petrolümüzü, doğal gazımızı üretmek. Sakarya Gaz Sahası, Karadeniz’de yaptıklarımız, Gabar’daki petrol, yurt içinde, yurt dışında yaptıklarımız bir taraftan yenilenebilir enerjide yaptığımız çalışmalar, nükleerde yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Başka bir şey yaparak da dışa bağımlılığı düşürebilirsiniz. Tüketimi biraz düşürebilirsiniz veya tüketimi değiştirebilirsiniz. Yani tüketimi düşürmek deyince, mevcut hayatımızdan kopmadan daha az enerji kullanmak nasıl mümkün olabilir? Mesela ulaştırma. Ulaştırmada Türkiye sadece binde 5 elektrik kullanıyor. Ama Türkiye’nin en güçlü olduğu alanlardan bir tanesi elektrik. 2035’e kadar Türkiye 8 ila 10 milyon elektrikli aracın kullanıldığı bir ülke olabilir. Dolayısıyla biz özellikle petroldeki dışa bağımlılığımızı, dizeldeki, benzindeki dışa bağımlılığımızı düşürmeye başlayabiliriz” diye konuştu.
Elektrik tüketim yapısının yerlilik hedeflerini destekleyeceğini kaydeden Bayraktar, “Tüketim olacak ama elektrik tarafında bizim dışa bağımlılığımız diğerlerine göre çok daha az. Yüzde 65-70’lerde olan yerlilik oranımızı artıralım. Yenilenebilir enerjiyi daha çok kullanalım. Elektrikli araçlarla ulaştırmayı dönüştürelim. Dolayısıyla benzindeki ve mazottaki dışa bağımlılığımızı öyle azaltalım gibi bir hedefimiz var. 2035’lerde şu anda yüzde 70’lerde olan oranı yüzde 50’lerin altına çekmeyi hedefliyoruz. Bu çok önemli bir hedef ve bunu eğer önümüzdeki 10 yılda başarabilirsek Türkiye enerji kaynaklı cari açık meselesini kenara koyabilir. Ondan sonraki hedef de tabii bunu sıfıra düşürmek, Türkiye’yi enerjide tam olarak bağımsız kılabilmek. Ama bu konuda yoğun bir şekilde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Küresel Enerji Dağılımında Ciddi Bir Adaletsizlik Var”
Dünyadaki enerjiye erişim imkanlarının eşitsizliğine değinen Alparslan Bayraktar, “Haritaya baktığımızda gelişmiş ülkelerin, iktisadi açıdan kalkınmış ülkelerin daha çok enerji kullandığını bize söylüyor. Cumhurbaşkanımız ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken her açıdan aslında bunu vurguluyoruz. Daha adil bir dünya enerjide de mümkün. Sahra Altı Afrika’nın kullandığı elektrik toplam New York’un kullandığı elektrik kadar. Burada da ciddi bir adaletsizlik var. Adil olmayan dağılımlardan bir tanesi bu. Dünyada şu anda halen yaklaşık 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok. Elektriksiz bir dünya düşünebiliyor musunuz? Cep telefonunun, haberleşmenin kısıtlı olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Dolayısıyla bizim aslında, belki bu forumun da üzerinde durması gereken konulardan bir tanesi şu: Biz enerjide daha adil bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz? Eğer sizin elektriğiniz yoksa aslında temiz sudan bahsedemezsiniz, hijyenden bahsedemezsiniz. Dolayısıyla onun getireceği sağlık problemleri var. Afrika, Güneydoğu Asya, buralar elektriğe erişimin az olduğu bölgeler” dedi.
Tüketim rakamları üzerinden örnekler veren Bakan Bayraktar, “Amerika’da kişi başı elektrik tüketimi 14 bin kilovatsaat/yıl. Türkiye’de 4 bin kilovatsaat. Dünya ortalaması 4 bin kilovatsaat. İşte bazı ülkelerde de sıfır, yani yok. Dolayısıyla aslında en önemli insan haklarından bir tanesi de elektriğe erişim, enerjiye erişim hakkı. Dünyada 2 milyarın üzerindeki nüfus şu anda hala geleneksel pişirme yöntemlerini kullanıyor. Dolayısıyla bu adaletsizliğe de dünyanın bir çözüm bulması lazım” çağrısında bulundu.
“Gabar Terörle Değil İstihdamla Anılıyor”
Gabar Dağı’nda yürütülen petrol arama ve üretim faaliyetlerinin bölgedeki dönüşüme etkisine işaret eden Bayraktar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Devam eden bir proje olması açısından Gabar’dan bahsetmek isterim. Yani bizim Türkiye’de petrolle ilgili hikayemiz aslında işte gördüğünüz resimde, Gabar’da bir kulenin olduğu yer. Bizim için çok özel yeri olan projelerden bir tanesi. Birkaç açıdan öyle. Bir, enerji yönü; enerjide petroldeki dışa bağımlılığımızı düşürüyoruz. Ama Gabar özellikle bugünlerde daha da anlamlı hale geldi. ‘Terörsüz Türkiye’ konuşuluyor. Bununla ilgili çok çok önemli bir adımı Meclis’te atmış olduk. Çok büyük bir katılımla ve çok büyük bir destekle. ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ diyoruz. Yani bütün bölgemizin terörden kurtulduğu, terörle mücadelede bir anlamda başarıya ulaştığı noktada neler olabileceğini gösterdiğimiz bir resim. Gabar yıllarca adı terörle anılan bir yerdi. Ben oralara gittiğimde oradaki görevli arkadaşlarımız bana ‘Efendim, buralarda şu tarihte şöyle terörist baskınları oldu, şöyle şehitlerimiz var’ vesaire gibi bilgiler vermişlerdi. Şimdi artık o bölgede 3 bin 500’ün üzerinde genç kardeşimiz o sahalarda çalışıyor.”


