Gündem

Bilim Dünyasında Haziran Raporu: 5 Bin 500 Yıllık Veba Kalıntısı Bulundu

Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler, evrenin derinliklerinden insanlık tarihinin karanlık noktalarına kadar pek çok sırrı aydınlatmaya devam ediyor. 2026 yılı haziran ayı, tıp tarihini değiştiren antik keşiflerden uzay araştırmalarına, süper bilgisayar rekorlarından biyolojik bulgulara kadar çok sayıda küresel gelişmeye sahne oldu. Vebanın Tarihi 5 Bin 500 Yıl Önceye Uzandı Haziran ayının en dikkat çekici tıp […]

Prwss ZORKUN

Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler, evrenin derinliklerinden insanlık tarihinin karanlık noktalarına kadar pek çok sırrı aydınlatmaya devam ediyor. 2026 yılı haziran ayı, tıp tarihini değiştiren antik keşiflerden uzay araştırmalarına, süper bilgisayar rekorlarından biyolojik bulgulara kadar çok sayıda küresel gelişmeye sahne oldu.

Vebanın Tarihi 5 Bin 500 Yıl Önceye Uzandı

Haziran ayının en dikkat çekici tıp ve tarih keşfi Sibirya’dan geldi. Sibirya’nın güneyindeki Baykal Gölü çevresinde yer alan en büyük iki mezarlıkta, belirgin bir ölüm nedeni olmayan çok sayıda çocuk ve gencin kalıntıları incelendi. Kalıntılar üzerinde yapılan DNA analizleri, mezarlıktaki 46 kişiden 18’inin veba taşıdığını ve yeni bir bakteri tipi olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları daha önce vebanın 3 bin 800 yıl önce başladığını değerlendirirken, bu yeni bulgular sayesinde hastalığın tahmin edilenden çok daha erken, yaklaşık 5 bin 500 yıl önce başladığı belirlendi. Uzmanlar, bu verilerin vebanın insanlardaki kökenine ilişkin bugüne kadar tespit edilen en eski kanıtlar olduğunu ifade etti.

Mars’ta Organik Karbon Keşfi ve MAVEN Misyonunun Sonu

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) keşif aracı Perseverance, geçmişte mikrobiyal yaşama ev sahipliği yapmış olabileceği düşünülen kayalarda organik karbon molekülleri tespit etti. Jezero Krateri’ne su taşıyan ve halihazırda kurumuş durumda olan Neretva Vallis bölgesindeki Bright Angel kaya oluşumunda yapılan incelemelerde, “makromoleküler karbon” (MMC) adı verilen bir karbon türü bulundu. Bilim insanları, bu karbonun canlı organizmalardan kaynaklanabileceği gibi kaya-su etkileşimleri veya göktaşı çarpmaları gibi jeolojik süreçlerle de oluşabileceğini bildirdi.

Öte yandan, NASA’nın Mars atmosferini gözlemlemek amacıyla yürüttüğü MAVEN (Mars Atmosferi ve Uçucu Madde Evrimi) misyonunun sona erdiği açıklandı. Mars yörüngesinde 11 yılı aşkın süre faaliyet gösteren uzay aracından beklenmedik sinyal kaybı yaşandığı ve en son 6 Aralık 2025’te haber alınabildiği kaydedildi.

Pamuk Şekerinden Daha Hafif Gezegenler ve Dünyanın En Eski Krateri

Gök bilimciler, NASA’nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS) ve çeşitli teleskopları kullanarak 1110 ışık yılı uzaktaki Volans Takımyıldızı’nda yer alan “TOI-791 b” ve “TOI-791 c” ötegezegenlerini inceledi. Bu iki gezegenin, pamuk şekerinden daha düşük yoğunluğa sahip en büyük ötegezegenler olduğu saptandı.

Avustralya’daki Curtin Üniversitesinden araştırmacılar ise Pilbara bölgesindeki “North Pole Dome” adlı krater çevresindeki bazalt kayalara gömülü zirkon ve kalsiyum fosfat minerali olan apatitin yaşını hesapladı. Kraterin dünyaya 3 milyar yıl önce bir gök taşı düşmesi sonucu oluştuğu belirlendi. Bu sonuç, kraterin daha önce en eski örnek sayılan 2,2 milyar yıllık Yarrabubba kraterinden daha eski olduğunu ve dünyaya düşen en eski gök taşı kanıtını sunduğunu gösterdi.

Teknolojide Çin Rüzgarı: Dünyanın En Hızlı Süper Bilgisayarı “LineShine”

Çin, küresel konumlama sistemi BeiDou’nun geliştirilmesinde kullanılan “CentiSpace-1 05” uydu grubunu “Kuaycou-11 13Y” roketiyle Ciuçüen Uydu Merkezi’nden başarıyla uzaya gönderdi.

Teknoloji dünyasında bir diğer büyük gelişme ise süper bilgisayarlarda yaşandı. Çin’in Şıncın şehrindeki Ulusal Süper Bilgisayar Merkezi tarafından geliştirilen “LineShine” adlı süper bilgisayar, saniyede 2,2 kentilyon hesaplamaya karşılık gelen 2 bin 198 eksaflop hız performansıyla dünyanın en hızlı süper bilgisayarı oldu. Devre mimarisinde grafik işlemci üniteleri (GPU) yerine yalnızca merkezi işlemci ünitelerinin (CPU) kullanıldığı bu bilgisayar, söz konusu mimariyle eksa ölçekte performansa ulaşan ilk örnek olarak tarihe geçti.

Zaman Ölçümünde Yeni Çağ: Nükleer Saat Geliştirildi

Avrupa ve Çin’deki iki bağımsız araştırma ekibi, zamanı atomun çekirdeğindeki enerji değişimlerini kullanarak ölçen iki farklı “nükleer saat” üretmeyi başardı. Mevcut atom saatleri elektronların enerji seviyeleri arasındaki geçişleri temel alırken; yeni geliştirilen nükleer saatler atom çekirdeğinde bulunan proton ve nötronların enerji durumlarındaki değişimleri kullanıyor. Yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalışılan bu teknolojinin artık işlevsel bir hassas zaman ölçüm aracına dönüştüğü belirtildi.

Sağlık Dünyası: Hamilelik Riskleri ve Pankreas Kanserinde Umut Veren İlaç

Gebelikte iş yaşamına yönelik Danimarka’da yapılan kapsamlı bir araştırma, hamileliğin ilk dönemlerinde iş yerinde uzun süre ayakta kalmanın, fazla yürümenin ve öne eğilmenin düşük riskini artırdığını ortaya koydu. 2004-2018 yılları arasındaki 800 binden fazla gebelik verisinin incelendiği çalışmada, 8 saatlik bir iş gününde 30 derece veya daha fazla açıyla öne eğilerek geçirilen her ilave saatin düşük riskini yüzde 36, yürüyerek geçirilen her ek saatin ise riskini yüzde 18 artırdığı saptandı.

Kanser araştırmalarında ise henüz deneme aşamasında olan deneysel bir ilacın, pankreas kanseri vakalarının yüzde 90’ından fazlasında tümör büyümesini besleyen mutasyona uğramış proteini bloke ettiği görüldü. Standart kemoterapi alan hastaların ortalama yaşam süresi 6,7 ayda kalırken, bu deneysel ilacı kullanan hastaların ortalama yaşam süresi 13,2 aya kadar yükselerek neredeyse iki katına çıktı.

Hayvanlar Aleminden Şaşırtıcı Keşifler

Avustralya’nın Queensland eyaletinde keşfedilen ve yalnızca dokumacı karıncaları hedef alan yeni bir örümcek türüne, avını yakalamak için “yaylı bir tuzak” kurması nedeniyle “balista örümceği” adı verildi.

Hint Okyanusu’nun güneydoğusundaki Diamantina alanında yapılan denizaltı dalışlarında ise, deniz seviyesinin yaklaşık 7 bin metre altında 5 milyon yıldan daha eski fosillerin bulunduğu devasa bir balina mezarlığı keşfedildi. “Balina düşüşü süper koridoru” olarak tanımlanan bu alanda, soyu tükenmiş gagalı balina türü Pterocetus benguelae‘ye ait fosilleşmiş bir kafatasının yanı sıra, bilim dünyasına yeni tanıtılan Pterocetus diamantinae türünden bir başka kafatası daha gün yüzüne çıkarıldı.

5 TL reklam
Önceki Haber Bakan Fidan Kiev’de Ukraynalı Mevkidaşı Sibiha ile Görüştü...
Sonraki Haber Sağlık Bakanlığı’ndan Gençlere Özel Destek: Adolesan Sigara ...

İlgili Haberler