Otomobiliyle yine yollara düşmüştü.
Direksiyonu, en yakın arkadaşı.
Onunla konuşuyordu adeta!
Dalgın ama gülümsemesi çok farklı.
“Hayatın ne getirdiğini kestirmek mümkün değil!” dedi.
* * *
Gitti, gitti, gitti…
Sabahın ilk ışıkları…
Az gitti, uz gitti, dere-tepe düz gitti.
Telefonu aldı eline.
Aramak istiyordu.
Bir yanı, ısrarla ‘Ara’ dedi!
Aradı.
-Günaydın canım.
-Günaydın.
Sohbetin devamında kelimeler konuşmuyor, sevgiyle filizleniyordu.
Söylerken heyecanlı:
“Müsaitsen seninle bir kahve içmek istiyorum.”
Cevap kısa ve net:
“Tabii ki…”
* * *
Gitti.
Belli ki yeni uyanmış.
Kahve kokusu çok farklıydı bu kez!
Apayrı bir lezzet!
Kahveyi yudumlarken; sohbetin bu koyuluğunu daha önce hiç yaşamadığını hissetti ve gözlerinin içine adeta kilitlendi.
Bir fincan kahve dile geldi!
Hangi ara bu kadar sohbet ettiler.
Başbaşa kalınca daha çok süzdü.
Tanrı, özene-bezene yaratmış.
Nasıl bir kahveyse bitmiyor bir türlü!
ama…
Belki de bir veda kahvesiydi, nereden bilebilir ki!
* * *
İyi Pazarlar!
Kahveyi sevdiklerinizle için, tadı bambaşka!
Ruhunuz da eşlik ediyor!
Sözün Özü…
"Bir fincan kahve konuştu mu bir ömür sürüyor!"
Şehmus ASLAN



