Ülkenin yarısı açlıkla, yarısı evlatsızlıkla, diğer yarısı ise savaşın yarattığı yıkım ve acıyla mücadele ediyor. Yoksulluk, hastalık ve çaresizlik içinde savrulan bir halk…
Ama bütün bu acıların içinde onların en büyük mutluluğu ve gücü vardı: Vatan düşman işgalinden kurtulmuştu. Namusları, malları ve canları artık güvendeydi.
Evet, bu ülkede çok şey eksikti. Halk yaralıydı, acılıydı, yorgundu. Ama yılmadı, teslim olmadı, durmadı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde amaç yalnızca savaşı kazanmak değildi. Asıl mücadele şimdi başlıyordu: Ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak, kalkındırmak ve gelecek nesillere çağdaş, güçlü ve müreffeh bir Türkiye bırakmak.
Savaşırken silah tutan eller, şimdi çapa tutacaktı, kalem tutacaktı, bina inşa edecekti, fikir üretecekti. Hastaneler, yollar ve okullar yapılacak; çocuklar ve gençler bilimle, eğitimle ve teknolojiyle geleceğe hazırlanacaktı.
Halk, yerde sürünmeyi ve yenilgiyi kabul etmeyecekti. Acısını toprağa gömüp küllerinden yeniden doğacaktı. Bir Anka kuşu gibi…
İşte bunun için ilk adım Cumhuriyet oldu.
Bankalar kuruldu, fabrikalar açıldı, tarlalar sürüldü, okullar açıldı. İnsanlar yokluk içinde ekmeğini bölüştü. Çünkü o günlerde bu ülkenin insanları biliyordu:
Zafer yalnızca savaş meydanında kazanılmamıştı. Asıl zafer, savaş bittikten sonra ülkeyi hep birlikte yeniden inşa edebilmekti.
Bugün ise ülkenin geldiği noktaya baktığımızda sormamız gereken çok ciddi sorular var.
Ne oldu bizim birlik ve beraberliğimize?
Bir Millî Eğitim Bakanlığı'nın, Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet'in kuruluş sürecinin taşıdığı tarihsel anlamı yeterince güçlü biçimde anlatmak yerine, bugün tartışmalı ve toplumda ciddi soru işaretleri oluşturan düzenlemeleri eğitim müfredatının merkezine taşıması ne anlama geliyor?
Defalarca darbeler yaşamış bir ülkenin tarihini anlatırken 15 Temmuz'u hangi bağlamda ve nasıl anlatacağınızı elbette açıklamak zorundasınız.
Biz çocuklarımıza Cumhuriyet tarihini de, Osmanlı'yı da, Selçuklu'yu da, Artuklu'yu da ve bu topraklarda yaşanan diğer tarihsel dönemleri de öğretmeliyiz.
Çünkü tarih bizim geçmişimizdir.
Ama eğitim kitaplarına neyi, hangi amaçla koyduğunuzu da millete açıklamak zorundasınız.
PKK'nın saldırılarında hayatını kaybeden askerleri mi anlatacaksınız?
Şehit olan çocukların ardından annelerin ve babaların yaşadığı acıyı mı anlatacaksınız?
Köy baskınlarını mı anlatacaksınız?
Terörün bu ülkeye yaşattığı acıları mı anlatacaksınız?
Yoksa bugün tartışılan bazı düzenlemeleri toplumun geçmişte yaşadığı acıların üzerine mi inşa edeceksiniz?
Bir taraftan tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki etkisinin artırılması tartışılırken, diğer taraftan çocuklarımızın hangi eğitim anlayışıyla yetiştirileceğini de bilmek istiyoruz.
Çıkın ve açıkça anlatın.
Biz de bilelim.
Siz bu ülkeyi daha bilgili, daha çağdaş, daha bilimsel ve daha güçlü bir geleceğe mi hazırlıyorsunuz?
Yoksa sorgulamayan, tarihini bilmeyen, bilime sırtını dönen ve cehalete mahkûm edilen bir toplum mu yaratmak istiyorsunuz?
Biz bunu çok merak ediyoruz.
Çünkü bu vatan; Çanakkale'de, Sakarya'da, Sarıkamış'ta ve Anadolu'nun dört bir yanında can verenlerin emanetidir.
Bu ülke hiç kimsenin şahsi malı değildir.
Bu ülkenin geleceği, halka danışılmadan ve toplumun hassasiyetleri yok sayılarak şekillendirilemez.
Bizim Kurtuluş Savaşı'mızı tarihimizden silmeye, Cumhuriyet'in kuruluş iradesini gölgelemeye ve yerine ne olduğu açıkça anlatılmayan ifadeler koymaya kimsenin hakkı yoktur.
Kendinizi bu ülkenin kahramanı ilan ederek tarihi değiştiremezsiniz.
Çünkü bu millet kimin bu vatan için mücadele ettiğini de, kimin kendi çıkarı için hareket ettiğini de zaman içinde görür.
Vatanını seven, halkını da sever.
Bizim mücadelemiz kişilerle değil;
cehaletle, bölünmüşlükle, hukuksuzlukla ve Cumhuriyet'in temel değerlerinin aşındırılmasıyladır.
Bu millet, kendisine rağmen alınan kararlara sonsuza kadar sessiz kalmayacaktır.
Çünkü biz biliyoruz:
Bu Cumhuriyet kolay kurulmadı.
Bu vatan kolay kurtarılmadı.
Ve bu emanet, kimsenin kişisel iktidar alanı değildir.
Cumhuriyet bizimdir.
Vatan bizimdir.
Gelecek bizim çocuklarımızındır.
Gülper Dağ Yımaz



