Gündem

Cemaatlerin işi kolay... O yüzden çok güçlüler!

Tamer Yazar 'ın Kaleminden...

Prwss ZORKUN


En son, sanırım Instagram üzerindeydi, bir video izlediğimi hatırlıyorum! Mekke'de, Kabe'de tavafı ardından, yere oturup Kur'an okuyan bir Türk'e dair. Bu durumu keyifle ve memnun bir şekilde izleyen bir Suudi vatandaşı, Kur'an okuyan Türk'e yaklaşıyor ve "ne güzel, hem ibadet edip hem de Kur'an'dan da ayrılmıyorsunuz" tarzında bir cümle kullanıyor, ama okuyanın Türk olduğunu öğrenince de merak edip soruyor;


"Peki, okuduğunuzu anlıyor musunuz?"


Türk Hacı, biraz şaşkın ve biraz da mahçup, "Hayır" diyor.


Suudi'nin şaşkınlığı, cümlesine de yansıyor;


"Anlamadığınız şeyleri okuduğunuzda, kalbiniz ne hissediyor?"


Hatırlıyorum da, küçüklüğümde, oturduğumuz mahalledeki Kur'an kurslarına giden çocukları izlerdim. Hatta ablam da gitmişti. Kur'an-ı Kerim'i okumayı öğrenmenin, aslında Arapça halini ezberlemek olduğunu biliyorum o yüzden. Sizi bilmem ama, ben de o Suudi gibi düşünüyorum, o yüzden de merak ediyorum; Anlamını bilmediğinizi ezbere bilmenizin kalbinize kattığı nedir? Hissetmeniz için, Kur'an dilini anlamanız gerekirken, bu çabadan uzak kalışın ruhunuza kattığı nedir?


İlahi hayata dair çok şeyin kilidini açacak bir noktada durmaktan bahsediyorum bahsetmesine de, buna rağmen kapalı kapıların kilitli hallerini kabul ediyoruz ve o kilitleri başkalarının bizim için açmasını da...


Bu, neredeyse her şeye dair 'kader' etiketlemesi yapmamız gibi galiba.


Mesela,


...biz, genelde, "kısmetse olur" deriz dermesine de, Kur'an, "insanın, kendi emeğinden ve çabasından başka bir şeyin karşılığını alamayacağını" vurgular! (Necm, 39)


...Başımıza ne gelirse gelsin, "alnında yazılan neyse odur" deriz ama, Kur'an, "her insanın kaderinin, kendi çabasına bağlı kılındığını ve herkesin, kendi amelini omuzunda taşıyacağını" ifade der! (İsra,13)


Hal böyleyken, din noktasında hayatlarımızın dümenini başkalarına teslim edişimiz de kader algımız da elde avuçta kalanın tüm özeti galiba.


Sosyal medyada, inanılmaz takipçi sayılarıyla dikkat çeken cemaati (liderin her şeyi bildiği, müritlerin sorgulamadığı) yapıların popüler mensuplarıyla ne zaman denk gelsem, bu anlattıklarımın özetini izliyorum. Ne mensubu oldukları din ne de o dinin kutsal kitabı hakkında çok bilgisi olmayanlara "ben senin yerine düşünüyorum" der gibi hepsi de. Söyledikleri kimi zaman şaşırtıyor, kimi zaman gülümsetiyor, kimi zaman da utandırıyor. Hele ki cennet vaadini erkek müslümanlar için verirken, odaklandıkları 'huri' detayının 'cinsel' özeti noktasında!


Din adına diğerlerinin hayat direksiyonunu elinde tutanların, İslam'ın Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sade, kanaatkar hayatını özetleyen, o “bir hırka bir hurma” ifadesinin neresinde durduğunu sorsam, ne söylersiniz?


Haklısınız, eldeki ne bir hırka ne de bir hurma, ama çok daha fazlası!


Aralarındaki en tartışmalı olanı mı?


15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesi o yapılardan biriydi hani, Gülen Cemaati (FETÖ)! Ekonomik olarak da, politik olarak da çok güçlüydü. Sonrasında ne oldu? 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası, cemaati yapıya bağlı yüzlerce şirket TMSF'ye (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) kayyım olarak devredildi. Bugün net rakam ne, bilmiyorum ama, 2024 sonu itibariyle, TMSF bünyesinde, aktif büyüklüğü 229,5 milyar TL'ye ulaşan 533 FETÖ bağlantılı şirket vardı.


Nasıl oldu da bu kadar büyüdüler?

Nasıl oldu da bu kadar abartılı zenginleştiler?

Nasıl oldu da bu kadar geniş bir hareket alanı buldular?


Peki, yaratan ile inanan arasındaki trafiğin bu kadar yoğun olmasının sebebi bu rakamlar mı?


Sanırım!


İtaati teşvik eden bu tür yapıların önemli bir kısmını ayakta tutan bu rakamlar, dinen yönetilme sebebimiz de galiba. Bu yapıların güç ve iktidar savaşında her bir mürit (inanan) o yüzden çok önemli, ama her şeyi soran ve sorgulayan halleriyle değil, denilene kayıtsız şartsız inanan halleriyle.


Geldik mi, Kabe'de Kur'an okuyan Türk hacının "okuyorum, ama anlamıyorum" haline?


Benim çocukluğumda da çokça yaşanan, Kur'an kurslarına giden, ezber yapan, ama Arapça bilmeyen çocukların hallerine en çok da...


Geldik de,


...değişir miyiz, bilmiyorum!


Peki, anlamadan inanmaya devam ettikçe, en çok kimin işine yarıyor bu hal?

Önceki Haber Ay Yıldız Müşterek Karargahı Kapılarını İlk Kez NATO İçin Aç...

İlgili Haberler