Son günlerde Türkiye’nin gündeminde en çok konuşulan konulardan biri, CHP’den seçilen bazı belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmesi. Bu durum toplumun farklı kesimlerinde birçok soru işareti oluşturuyor.
En çok dile getirilen iddialardan biri şu: “Cezaevine girmemek için AK Parti’ye geçiyorlar.” Peki, bu iddia doğruysa ortada ciddi bir çelişki yok mu?
Eğer gerçekten işlenmiş bir suç ya da yolsuzluk varsa, hukuk bunu parti rozetine göre mi değerlendirecek? Bir belediye başkanı CHP’deyken suçlu sayılıyorsa, AK Parti’ye geçince o suç ortadan mı kalkıyor? Hukukun temel ilkesi, herkes için eşit uygulanmasıdır. Suç varsa gereği yapılır, yoksa da kimse siyasi görüşü nedeniyle suçlu ilan edilemez.
Bir başka önemli konu ise seçmenin iradesidir. Bu belediye başkanları CHP’nin adayı olarak seçime girdiler ve o partinin seçmenlerinden oy alarak göreve geldiler. Bugün parti değiştirdiklerinde, kendilerine oy veren vatandaşların “Biz sana bu parti adına oy verdik, bize verdiğin sözü neden değiştirdin?” diye sorması son derece doğaldır.
Aynı şekilde AK Parti seçmeni de şu soruyu sorabilir: “Düne kadar bizi eleştiren, rakibimiz olan bir isim bugün neden bizim partimize katılıyor?” Bu soruların açık ve ikna edici cevapları verilmediği sürece toplumdaki tartışmalar da devam edecektir.
Elbette herkesin siyasi tercih değiştirme hakkı vardır. Ancak seçilmiş bir belediye başkanının görev süresi içinde parti değiştirmesi, sadece kişisel bir karar değil; aynı zamanda seçmene karşı siyasi ve ahlaki bir sorumluluk meselesidir.
Öte yandan Türkiye’nin asıl gündemi de göz ardı edilmemelidir. Vatandaş bugün hayat pahalılığını konuşuyor. Mazot ve benzin fiyatlarını, marketteki zamları, sebze ve meyve fiyatlarını, kiraları, ilaç maliyetlerini, asgari ücretle geçinmenin zorluğunu ve iş bulamayan gençlerin gelecek kaygısını konuşuyor. İnsanlar geçim derdindeyken bu temel sorunların geri planda kalması da dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, parti değiştirmek siyasetin bir parçası olabilir. Ancak bunun gerekçesi şeffaf şekilde açıklanmalı, hukuk herkese eşit uygulanmalı ve en önemlisi seçmenin iradesine duyulan saygı hiçbir zaman unutulmamalıdır. Çünkü demokrasinin asıl sahibi siyasi partiler değil, millettir.
Nergiz Süslü


