ANKARA / TEKHA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın NATO marjında “Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik: Gelecek Nesli Korumak” temalı yuvarlak masa toplantısında bir araya getirdiği misafir lider eşleri, bu konuya yönelik düşüncelerini bildirdi.
Emine Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında başkent Ankara’ya gelen devlet ve hükümet başkanlarının eşlerini Çankaya Köşkü’nde ağırladı. Misafir lider eşlerini Köşk’e gelişlerinde tek tek karşılayan Emine Erdoğan, lider eşleriyle “Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik: Gelecek Nesli Korumak” temalı yuvarlak masa toplantısına katıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı’nın eşi Brigitte Macron, konuşmasında ülkesinde okullarda ekran kullanımını maksimum seviyede sınırlamaya çalıştıklarını belirtti. Macron, “Mesela bir ekranda okuduğunuzla bir kitapta okuduğunuz şeyler aynı etkiyi vermiyor beynimize. Biz neden mesela bunları sınırlandırıyoruz? Çünkü bazı şeyleri fark ettik. Çünkü bunlar aynı öğretim şekli değil. Erken yaşta ekrana maruz kalmalarını istemiyoruz.” dedi. Sahte videoların “herkesi kandırabildiğini” dile getiren Macron, çocukların buna maruz kaldığını ve inanabildiğini kaydederek, “Yarının dünyasını şimdiden ele almamız lazım. Sorun karşımızda. Gelişimi gözlemliyoruz. Ve bunu ehlileştirmemiz lazım.” ifadesini kullandı. Yapayı zekanın kullanımına da değinen Macron, ülkede öğrencilere meslek seçimi konusunda dikkat etmeleri gerektiğini söylediklerini bildirerek, “Ona göre mesleğinizi seçin diyoruz. Çok hızlı bir gelişim söz konusu. Bir tedirginlik var. Yani burada gerçekten nereye gittiğini şu an çözemiyoruz.” diye konuştu.
Uluslararası Bir Çabaya İhtiyaç Var
Litvanya Cumhurbaşkanı’nın eşi Diana Nausediene de “Emine Erdoğan Hanımefendi’ye, çocukların korunmasıyla ilgili bir yuvarlak masa toplantısı düzenledikleri için şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Hepimiz çocuklarımızı korumamız gerekiyor.” ifadesini kullandı. Sanal dünyanın çocuklar için güvenli olması gerektiği konusunda hemfikir olduklarını belirten Nausediene, siber zorbalık, dezenformasyon ve hibrit manipülasyonlara karşı çocukları korumak zorunda olduklarını söyledi. Çocukların maruz kaldığı riskleri bildiklerinin altını çizen Nausediene, politika yapıcıların, toplumlarla birlikte harekete geçmesi gerektiğini vurgulayarak, “Temel bir zorlukla karşı karşıyayız ve uluslararası bir çabaya ihtiyacımız var.” diye konuştu. NATO müttefikleri olarak hibrit manipülasyonlar üzerinde genç jenerasyonları buna karşı korumak üzere bir araya gelinmesi gerektiğini kaydeden Nausediene, genç kesimlerin “dezenformasyona karşı en hassas olan grup” olduğunu belirtti.
Finlandiya Cumhurbaşkanı’nın eşi Suzanne Elizabeth Innes-Stubb, dijital dünyanın oldukça büyük faydalar sağladığını ve gençlerin sosyal medyayı bağlantıda kalmak, sosyalleşmek, öğrenmek ve bilgiye erişmek için kullandığını dile getirdi. Birçok çocuk için dijital dünyanın “günlük yaşamın bir parçası” olduğunu ve bu dünyaya her dakika daha fazla çocuk katıldığını ifade eden Innes-Stubb, dezenformasyonun yaygınlaştığına dikkati çekti. Çocukların doğru ile yanlışı ayırt edebilme becerisi ile yetişmesi oldukça önemli olduğunu kaydeden Innes-Stubb, teknoloji sağlayıcılarının “yaşa uygun uygulama tasarımları” hazırlaması gerektiğini bildirdi. Bağımlılığı önleyici özellikler geliştirilmesi gerektiğini belirten Innes-Stubb, “Nihai hedefimiz açık. Çocukları dijital dünyanın tüm alanlarından korumak. Çevrim içi deneyimlerle, zararlı deneyimlerle baş başa bırakılmamasını sağlamak.” dedi.
Romanya Cumhurbaşkanı’nın eşi Mirabela Gradinaru, misafir lider eşlerini bir araya getiren konunun kendisini “derinden etkilediğini” kaydetti.
Ekran Bağımlılığının Önüne Geçilmesi Gerekiyor
Çocukların “fiziksel ortamlarda korunduğu” gibi dijital ortamlardan korunması gerektiğini vurgulayan Gradinaru, “Çünkü (dijital ortamlarda) burada avcılar ve zararlı algoritmalar var, çocuklarımızın dikkatini çekmeye çalışan. Onlardan korumamız gerekiyor. Ekran bağımlılığının önüne geçmemiz gerekiyor. Bu kuşakları içeren bir zorluk tabii ki” ifadelerini kullandı.
Polonya Cumhurbaşkanı’nın eşi Marta Nawrocka, internetin gençlere büyük fırsatlar sunarken, gençleri nefret söylemi, manipülasyon, dezenformasyona da maruz bıraktığını belirtti. Sosyal medyada isimsiz içeriklerin “çığ gibi büyüdüğünü” aktaran Nawrocka, “(Bunlar) Zarar verici içeriklere dönüşüyor ve çocukların bunlara karşı büyümeden önce korunmaları gerekiyor ve bunu anlamaları gerekiyor.” diye konuştu. Ülkesinde bu alanda projeler hayata geçirmeye çalıştıklarını anlatan Nawrocka, çocuğa küçük yaştan itibaren “internette saygı kültürünün öğretilmesi” gerektiğini kaydetti.
Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın eşi Olena Zelenska, çocukların çevrim içi ortamda karşılaştığı tüm tipik tehditler ve risklerin farkında olduklarını aktardı. Zelenska, “Davranışsal riskler de var. Bunlar arasında çocukların siber zorbalık yapması, akranlarına zorbalık etmesi veya sonuçlarını anlamadan kendilerine ait özel fotoğrafları paylaşması yer merak etmekte.” dedi. Radikalizasyon, terörizm ve çevrim içi kumarın da çocuklar ve gençler için büyük tehditler oluşturduğunu belirten Zelenska, “Bunlar sınır tanımamakta. Her ülkedeki çocukları etkilemekte. Ukrayna’da da bunlarla karşılaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. Bu tehditlere karşı ebeveyn, çocuk ve okul “bir üçgen halinde” çalışmaları gerektiğini kaydeden Zelenska, “Çocuklarımız, fırsatlarla dolu bir internet ortamıyla karşı karşıyalar. Ancak bir taraftan da bu sadece ebeveynlerin sorumluluğu değil, toplumun da şirketlerin de sorumluluğu var.” şeklinde konuştu.
Güney Kore Devlet Başkanı’nın eşi Kim Hea Kyung da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a teşekkür etti. Dijital teknolojideki hızlı gelişmelerin çocuklar için daha geniş öğrenme ve iletişim fırsatları yarattığına işaret eden Kim, “Aynı zamanda, uygunsuz içeriklere ve siber zorbalığa maruz kalma riskinin yanı sıra, aşırı kullanımdan kaynaklanan gelişim geriliği ve duygusal kaygı gibi yan etkiler de ortaya çıkmaktadır.” dedi. Ülkesinde bu risklere karşı önlemler aldıklarını ifade eden Kim, gençlerin cinsel suçlardan korunmasına karşı olan kanunda değişiklik yaptıklarını bildirdi.
Slovenya Başbakanı’nın eşi Urska Bacovnik Jansa, kendisinin hem annelik hem de doktorluk mesleğiyle meşgul olduğunu belirtek, toplantıda görüşülen konunun bu çağın en önemli konularından biri olduğunu vurguladı. Çocukların “dijital ortamda büyüdüğünü” dile getiren Jansa, bu konuda önemli bir toplumsal dönüşüm yaşadıklarını belirterek, çocukların dijital dünyada gerçek hayat ve basit yaşam becerileriyle bağlarını kaybettiğini söyledi. Jansa, “Çocuklar anlık haz üzerine kurulu dopamin odaklı bir dijital dünyanın içinde kaybolmakta. Bir şeyi kendi ellerimizle üretmenin verdiği tatmin duygusunu ve en basit görünen şeylerin çoğu zaman en zor başarılan işler olduğunu onlara anlatmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Bu problemlere karşı “nitelikli dijital eğitimin” önemine dikkati çeken Jansa, “Amacımız çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak değil, onlara bu dünyada güvenli, sağlıklı, yaratıcı ve sorumluluk sahibi bireyler olarak büyümelerine yardımcı olmak.” diye konuştu.
Arnavutluk Başbakanı’nın eşi Linda Rama konuşmasında, “20 yrıl önce insanlık tarihinin en önemli bölümlerinden biri olan yeni bir sayfa açıldı. Facebook hayatımıza girdi.” dedi. Rama, daha sonra YouTube, Twitter, Instagram ve TikTok’un insan hayatına girdiğini belirterek, “Her şey, insanları uzaktan birbirine bağlamanın yeni bir yolu olarak başladı, ancak yavaş yavaş iletişim kurma, düşünme, öğrenme ve dünyayı deneyimleme biçimimizi dönüştürdü.” ifadelerini kullandı. Öfkenin sosyal medyada baskın bir duygu olduğunu ve algoritmaların bunu fark etmediğini anlatan Rama, “Çünkü algoritmalar öfkeyi daha çok ortaya çıkarmaya çalışmaya çalışıyorlar. Biz bunlarla birlikte yaşamaya çalışıyoruz.” diye konuştu. Rama, “Çocuklar en savunmasız olan kesim bu risklere karşı. Ancak onları her zaman koruyamıyoruz. Tabii ki kapıyı açık bıraktığınızda her şey içeri giriyor. Ve dolayısıyla sanal ortamın da daha güvenli bir hale getirilmesi gerekmektedir. Ve bir ekran üzerinden bütün hayatı yaşayamayız. Gerçek dünyayı, aileyi. Bir ekran üzerinden yaşayamayız. Geleneklerimize bakmamız lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Danimarka Başbakanı’nın eşi Bo Tengberg de dijital mekanizmaların etkisi altındaki çocukların oyun oynama, bir araya gelme özgürlüklerini kaybettiğini bildirdi. Tengberg, dijitalleşmeyle birlikte çocukların teneffüslere çıktıklarında oyun oynama konusunda beceriksiz hale geldiğini belirterek, “Ne oynayacaklarını, kiminle oynayacaklarını bilmiyorlar ve oyun konusunda sorun yaşıyorlar ve erken çocukluk yıllarında artık onlara hikayeler okunmuyor. Simülasyonlarla karşı karşıya kalıyorlar.” dedi. Sosyal medyada çocukların “asla görmemeleri gereken ancak asla unutamayacakları şeyler gördüklerini” vurgulayan Tengberg, “(Sosyal medyadaki) Platformlar artık çocuklarımızın hayatının bir parçası olmamalı. Analog ve fiziksel eski hayatlarımıza geri dönmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Yunanistan Başbakanı’nın eşi Mareva Grabowski Miçotakis, teknolojinin eğitimde ve diğer birçok alanda muazzam fırsatlar sunduğunu kabul etmek gerektiğini bildirdi. Grabowski Miçotakis, “(Teknoloji) Doğru kullanıldığında, büyük bir iyilik gücü. Ancak çocukların ruh sağlığı, okuma yazma becerileri ve bilişsel gelişimleri üzerindeki etkisi konusunda da derin bir ortak endişe duyuyoruz.” dedi. Ebeveynlerin umutsuzluğunu dile getirdiğini aktaran Grabowski Miçotakis, bu durumu “kaybedilen bir muharebe alanı” olarak niteleyerek, şunları kaydetti: “Dijital bağımlılık bir salgın ve bu sadece ebeveynlerin yapabileceği bir şey değil. Burada tabii bu pasif içicilik gibi ya da çocukların emniyet kemeri kullanmadan seyahat etmesi gibi bir şey değil. Biz onlara yapısal araçlar vermeliyiz. Düzenleme yapmamız gerek ve bunu mevzuata aktarmamız gerek.”
Karadağ Başbakanı’nın eşi Milena Spajic, kendisine evinden çıkarken anne babasının söylediği “Dikkatli olun, güvende kalın.” sözlerini anımsattı. Spajic, “Bugün çocuklarımıza, kendi odalarında bile güvende kalmayı öğretmeliyiz çünkü internet artık ara sıra ziyaret ettiğimiz bir yer değil, çocuklarımızın büyüdüğü ortam.” diye konuştu. Algoritmaların yalnızlık, siber zorbalık, istismar dahil “çocukların savunmasızlığını” artırdığını kaydeden Spajic, bu durumun da bağımlılık davranışını ortaya çıkardığını bildirdi. Spajic, “Çocuklar güçlü olmadığını düşünüyorlar ve ebeveynler de çocuklarını dijital dünyanın risklerinden koruyamayacaklarını. Çocuklarımızı karşıdan karşıya geçmenin nasıl yapılması gerektiğini öğretiyoruz ama dijital dünyada nasıl gezinmeleri gerektiğini maalesef öğretemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Estonya Başbakanı’nın eşi Evelin Oras, “Dijital yaşam çocuklarımıza olağanüstü fırsatlar sundu ancak aynı zamanda yatak odalarına, arkadaşlıklarına, öz saygılarına ve bazen de onlara zarar vermek isteyen insanların ellerine de kapı açtı.” dedi. Bu ortamı, ülkelerin savunma bakanlıklarının “tam anlamıyla haritalandıramayacağı bir mücadele alanı” olarak nitelendiren Oras, “Bu alanın ne sınırları var ne kontrol noktaları var ne de üniformaları var. Bu alan her çocuğun elindeki ekran.” şeklinde konuştu. Sosyal medyada çocukların “hazır olmadıkları bir olgunluğa erken sürükleyen içeriklerin” var olduğunun altını çizen Oras, buna karşı alınacak tedbirler hakkında şunları kaydetti: “Çevrim içi ortamda bir çocuğu koruyan en güçlü unsur bir uygulama değil, güvendir. Çocuğun kendisini korkutan ya da kafasını karıştıran bir durumla karşılaştığında bunu ebeveynine rahatlıkla anlatabilecek kadar güvende hissetmesidir.”
Kanada Başbakanı’nın eşi Diana Fox Carney, toplantıya ev sahipliği yaptığı için Emine Erdoğan’a teşekkürlerini bildirdi. Çoğu ülkede, değişimin gerçekleşmesinin zamanının geldiği konusunda geniş bir fikir birliği bulunduğunu aktaran Carney, “Hepimizin bunu son derece ciddiye aldığını ve havanın değişmekte olduğunu gösteriyor.” ifadesini kullandı. Ülkeler arası görüş ve uygulama farklılıkları olabileceğine işaret eden Carney, çocuklerin her şekilde korunmasını, iyi ve keyif alabilecekleri yaşamlar sürmelerini istediklerini vurguladı. Şirketlerin “insanların savunmasızlığını istismar ettiğini” belirten Carney, “Dijital okul yazarlığın oldukça elzem olduğunu düşünüyorum. Kanada’da bu konuda çalışıyoruz. Bunları mükemmel hale getirmeye ve dijital hizmetleri idealize etmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.
Almanya Başbakanı’nın eşi Charlotte Merz, düzenlenen toplantı için teşekkürlerini bildirerek, kendisinin uzun yıllar aile mahkemelerinde görev yapmış bir hakim olduğunu anımsattı. Günlük mesleki hayatında, bazen günde 8 saat olmak üzere zamanlarının çoğunu telefonlarında geçiren çocukları ve gençleri sık sık gözlemlediğini kaydeden Merz, “Çocuklar bizim geleceğimiz.” dedi. Ekranlara baktıkları sürece çocukların arkadaşlarıyla oyun oynamadığını, spor yapmadığını ve açık havada vakit geçirmediğini belirten Merz, “Ebeveynler de çok farklı nedenlerle çocuklarının bu şekilde devam etmelerine izin veriyorlar.” ifadesini kullandı. Merz, “Dijital dünya çocuklara uyum sağlamalıdır. Çocuklar dijital dünyaya değil. Dünyanın dört bir yanında insanlar çocukların kırılgan olduklarını ve özel olarak korunmaları gerektiğini kabul etmiştir. Şimdi bu kazanımlardan geri adım atamayız.” diye konuştu.
Çekya Başbakanı’nın eşi Monika Babisova, toplantıda ele alınan konunun tüm ebeveynler ve tüm ülkeler için önemli olduğunu vurguladı. “Dijital teknolojiler çocuklarımızın hayatının doğal bir parçası.” diyen Babisova, bu teknolojilerin çocukların öğrenmelerine, iletişim kurmalarına ve dünyayı keşfetmelerine yardımcı olduğunu dile getirdi. Çocuklara teknolojiyi yasaklamak ve onları teknolojiden tamamen koparmak söz konusu olmadığını kaydeden Babisova, “Aynı zamanda, dijital ortamın bugün çocuklar için çoğu zaman güvenli olmadığını da açıkça belirtmeliyiz. Hedefimiz teknolojiyi reddetmek, bir kenara atmak değil. Hedefimiz çocukların hizmetine sunmak.” dedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı’nın eşi Heiko von der Leyen kendisinin tıp doktoru ve klinik araştırmacı, bir baba ve 6 toruna sahip bir dede olduğunu belirtti. Sosyal medyanın beynin fizyolojik fonksiyonlarını etkilediğini kaydeden von der Leyen, beynin frontal korteks bölgesinin gelişmesi için dış dünyayla etkileşime girmesi gerektiğini ifade etti. Asosyal çocuklara yönelik konuşan von der Leyen, şu örneği verdi: “Yakın zamanda konuştuğum bir öğretmen 5. sınıf öğrencilerinin sadece yüzde 50’sinin yarısının geriye doğru koşabildiğini söyledi. Hayal edebiliyor musunuz böyle bir şeyi? Yani bizim için çok kolay, geçmişte yapabileceğimiz çok kolay bir şeyi şu an yapamıyorlar.” Von der Leyen, çocukların yaşam içindeki zorluklara dokunması, arkadaşlarına temas etmesi gerektiğini ve spor yapması gerektiğini sözlerine ekledi.

