Gündem

İBB Davasında 99’uncu Duruşma Tamamlandı: Ekrem İmamoğlu Savunmasında Kılıçdaroğlu’nun Dinlenmesini İstedi

İSTANBUL / TEKHA İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk davası kapsamında aralarında görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılanmasına 99’uncu celsede devam edildi. Marmara Ceza İnfaz Kurumu Silivri Yerleşkesindeki salonda saat 12.00 itibarıyla başlayan duruşmada İmamoğlu kapsamlı savunma yaptı. Duruşmayı Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yeni Parti İstanbul İl Başkanı […]

Dansbase
Pha halk gazeteciliği

İSTANBUL / TEKHA

İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk davası kapsamında aralarında görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılanmasına 99’uncu celsede devam edildi. Marmara Ceza İnfaz Kurumu Silivri Yerleşkesindeki salonda saat 12.00 itibarıyla başlayan duruşmada İmamoğlu kapsamlı savunma yaptı. Duruşmayı Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, milletvekilleri Ali Gökçek, Mustafa Sarıgül, Turan Taşkın Özer, Bülent Tezcan ile İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu takip etti.

Görevinden uzaklaştırılmasının ardından tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, sanığın örgüt lideri olduğu öne sürülüyor. İddianamede ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘İrtikap’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’ ve diğer suçlamalar dahil toplam 142 eylem gerekçesiyle İmamoğlu için 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Parti Binasının Alım Süreci Ve Tanık Çağrısı

Parti binasının alım sürecine değinen Ekrem İmamoğlu, dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini talep ederek duruşmada şunları söyledi:

“İddianamede bir itirafçının ağzından şöyle yazılmış: Bu paraların CHP’nin belediyelerden bir şekilde topladığını, toplanan paraların Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz tarafından bu binanın (CHP’nin il binası) satın alınması için götürüldüğünü, herhangi bir bağış olmadığını biliyorum.’ Buradan almış yürümüşler. Bir sürü insan orada başka davalarda geliyor, orada da ifade veriyor. O dönemin il başkanı da ifade veriyor. Diyor ki ‘biz paraları topladı’. İşte bu dosyada olan Veysel Erçevik, ‘binanın satın alındığını sonradan duydum’ diyor. Az önce söylediğim cümleyi kuran Adem Soytekin’e mahkeme başkanımız soruyor, ‘bu konuyla ilgili ne diyorsun’ diyor. Cevabı tutanakta şöyle yazıyor. ‘Onun üzerine hiç çalışmadım, hiç de okumadım. Çünkü ceza verilmediği için bakmadım ona’ diyor. Çalışmamış üzerine. Bir siyasi parti binası aldı. Ne bütçe katkısı? Türkiye’nin gayrimenkul alım sektöründe olduğu gibi bir kısmı resmi ödenirdi, bir kısmı gayri resmi ödendi. Burada Mustafa Can Poyraz çıktı. Ben de diyorum ki Can Poyraz kim? Baktım meğerse bu konuyla ilgili gelmiş, sanık. O dönemde İl başkanımızın basın danışmanı. Bağış kampanyasını anlattı, insanlara bağış yaptırdı. Kişi başı 55 bin lira verenler olduğunu. ‘Zaten verilen para toplasan 300 küsur kişi yapar’ dedi. Bunların topladığı oraya götürüldü. ‘Biz onun için ili temsilen oraya gittik, bununla ilgili tutanak alındı’ deniyor avukattan. Buradan suç çıkarılmaya çalışılıyor. Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu’na, buranın nasıl alınacağı anlatıldı. İl başkanı anlattı. O da biliyor her şeyi. Her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda çıt yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu madde ile ilgili buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum. Ayıptır. Sanki o il binası gökten zembille indi.”

Veri Güvenliği İddialarına Yanıt

Veri sızıntısı ve casusluk suçlamalarına ilişkin beyanlarda bulunan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“İddianameden bir kesit yayınlayalım. ‘Uygulamanın çalıştığı sunucu üzerinde, 11 milyon 360 bin 412 vatandaşa ait olduğu tespit edilen kişisel verilerin bulunduğu ve bu kişisel verilerin 8 Kasım 2023 tarihinde özel bir firmaya e-posta olarak gönderildiği tespit edilmiştir.’ Bu salonda ne çıktı. Önce şu: İstanbul Senin hala çalışıyor. Teknoloji sağlayıcı İsmet Koyun söyledi. Şu anda İstanbul Senin projesini hala 3 milyona kadar insan kullanıyor. Kapatılmadı, Devlet bile kapatmamış yani. Çünkü yok öyle bir şey, yalan. İBB Hanem talimatını aldığı yazılan Resul Emrah Şahan, ‘İBB Hanem’i ben ilk defa burada duydum’ dedi. Esra, ‘İBB Hanem vasıtasıyla hiçbir zaman veri toplanmadı’ dedi. İtirafçı diye burada içinde omurga kalmamış olan eski daire başkanı kalktı, ne dedi? ‘Bu veri, 3,7 milyon kişinin verisi dışarıya çıkarılmış mıdır anlamında ispatlamaya yeterli değil’ dedi. Kendi rolü soruldu, ‘USOM raporuna girin ve Erol Özgüner yazın, sıfır sonuçla karşılaşacaksınız’ dedi. Ortada bağımsız bir bilirkişi raporu bile yok. Yani böyle saçma sapan, içine her şeyi boca etmişler. ‘Buradan bir şey uyduralım, bir şey bulalım’ demişler. Hüseyin Bey dün yoktu, bugün burada. Beyefendiyle ben tanışmıyorum. Rahmetli manevi annem dediği birisiyle, onun aldığı randevuyla gelmiş, bizimle fotoğraf çekilmiş ya, beş dakika. Ve şu anda ne? Örgüt yöneticisi, tanımıyorum. Diğer tarafta casusluk suçlamasıyla muhatabız. Beyefendiyle fotoğraf çektik diye. Bu iddianamenin en ağır, çirkin cümlesi ‘Seçim sonucunu ajanlar belirlemiştir’ diyor. İşin analiz kısmını şüpheli Hüseyin’in ortağı olan Aaron Barr isimli şahsın gerçekleştirdiği, bu şahsın da Amerika istihbarat servisinin dijital projeler koordinatörü olduğu, dolayısıyla İBB’ye ait mail içerikleri ve dataların istihbarat servisleri tarafından ele geçirildiği. Ya bu ülkenin seçilmiş belediye başkanına, cumhurbaşkanı adayına utanmadan, sefil bir biçimde ‘casus’ diye yazan savcılar var. Bunu nasıl akıl edebilmiş, şaşıyorum ya.”

Belediye Denetim Rakamları Karşılaştırması

Mahkeme heyetinin saat 14.00’te verdiği aranın ardından duruşma 15.30’da yeniden başladı. Kendi yönetim dönemlerindeki teftiş sayılarını önceki dönemle kıyaslayan İmamoğlu şöyle konuştu:

“Bir önceki 5 yılla karşılaştırmayı daha adil bulduk. 147 toplam denetim. Ama kendi içimde baktığınızda, 115 olan İBB, İSKİ, İETT ve iştiraklere yönelik İçişleri Bakanlığı müfettişlik ve kontrolörlük denetimlerinin 115’ken 1042’ye çıktığını, mesela Sayıştay denetimi ki çok önemli, hani burada iştiraklerimizle ilgili bir sürü şey soruyorsunuz ve ortaya konulan, ne yazık ki çok kötü, kasıtlı ve kötü niyetle hazırlanmış bilirkişi raporlarıyla oluşmuş eylemlerle ilgili sorular soruyorsunuz. Bakın, bir önceki 5 yılda 5 kez Sayıştay denetimi gören iştirakler bizim dönemimizde 82 kez Sayıştay görmüştür. Daha önce savcılık soruşturmaları sıfırken, bu 5 yıl içerisinde 26 kez savcılık soruşturması yaşanmıştır. Mesela yine iştirakler üzerinden Ticaret Bakanlığı müfettişi, vergi müfettişi, Çalışma Bakanlığı müfettişi gibi denetimler sıfır. Kıymetli halkıma söylüyorum, sıfır, hiç yapılmamış. Ve bizim dönemde ise tam 378 kez yapılmış. Burada diğer maddelere de baktığınızda, yani totalde 147 kez tüm kurum denetlendi, teftiş edildi, birçok kurumun ve kuruluşun gelip yerinde incelediği hususlara dair süreç işletildi. Bunun neredeyse 11 kat daha fazlasını biz kendi dönemimizde yaşadık. Bundan da hiç şikayet etmedik. Öf demedik. Bir tek yerde bizim şikayetimizi bulamazsınız. Ama şikayet ettiğimiz şu oldu: Yalanla, dolanla, iftirayla eğer bir mekanizma işletilmişse, elbette o zaman şikayetlerimizi dile getirdik. Biri özel teftiş, biri genel teftiş, çok önemlidir bu. Çok sayıda görevliler gelir, iki ayrı teftiş geçirdik. Ve sonuç ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir kamu zararı tespit edilememiştir.”

Maden Sahası Ve İsim İddialarına İtiraz

İddianamede geçen şahıslarla temaslarına değinen Ekrem İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Murat Gülibrahimoğlu’nu ben Cebeci’nin bana tanıtıldığı bir toplantıda ilk kez tanıdım. Burada bir iş adamı olduğunu ve bu iş adamı kimliğiyle sürecin nasıl yönetilebileceğine dair fikirleri olduğunu, o dönemde valilik kurulunun, bakın tekrar söylüyorum, valilik, valinin başında olduğu Cebeci maden sahası kurulunun da danışmanı, resmi danışmanı Atiye Hanım diye ismi olan hocanın bana yapmış olduğu sunumda tanıdım. İlave olarak şunu söyleyeyim. Tabii ki bir iş adamı, tabii ki Karadenizli ve o çerçevede bazı ortak tanıdıklar var ama benim bu kişiyle olan diyaloğum bu kadar. Cebeci kurulunda vali ile bir arada, vali yardımcısıyla bir arada. Ben bu insanla ilgili AFAD’da valinin olduğu yerde, vali yardımcısının övgüyle ne kadar güçlü iş yaptığını, çok büyük bir iş başardığını, Cebeci’deki birçok sorunu çözen bir kimlik olduğunu, bir şahıs olduğunu kulaklarımla dinledim. Ben anlatmadım adama. Bana ilgili vali yardımcısı anlattı. Vali de masanın öbür tarafında, masanın başında oturuyordu. Buradan Ekrem’le ilişkilendirmek vesaire insanların kendi aralarındaki ticari ilişkiden suç çıkarmak. O zaman dönün, dönsün savcılık 7, 8 sene önce ortak olduğu il başkanını, AK Parti il başkanını da buraya getirsin, yargılasın. Ama yapamaz. Çünkü talimat oraya kadar. Onun için yazıktır, burada masum emekçileri tutuyorsunuz ve yazıktır, günahtır. Onun için ortada bir suç örgütü zaten yok. Ama Murat Gülibrahimoğlu’ndan yönetici çıkartmak ve Ekrem İmamoğlu ile ilişkilendirmek gerçekten bir iddianame için yalanın daniskası.”

İhale İtirafçıları Ve Resmi Belgeler

Kirazlı-Halkalı ihalesine dair dosyadaki iddiaları değerlendiren İmamoğlu şunları kaydetti:

“Sayın Heyet, Sayın Başkan. 100 bin dolar bir belediyede ismi geçtiği zaman bir belediye başkanını tutup hapse attılar iddianamede. Hakan Bahçetepe hapiste yatıyor. Davasında herkes serbest kaldı, adam hala hapiste yatıyor. Ne, neymiş? Biri dedi ki ‘Ben ortamlara 300 bin dolar verdim’ Ortada para yok, pul yok, ortaklık yok, ben böyle bir şey vermedim, adam hala hapiste. 20-25 milyon dolar, kayıt dışı, kamu eliyle. Ya bunu bir CHP’li yapsa, Büyükşehir Belediyesi yapsa ne olurdu? Ekrem İmamoğlu ne olurdu acaba? Buraya var ya, 10 tane daha dev ekranından koyardı burayı yapan kişi, onları her ekranda sabit tutar, sadece onları gösterirdi. İddianameye göre, Kirazlı-Halkalı ihalesinde yüzde 7 ile 10 arasında rüşvet anlaşması yapılmış. Firmanın SGK borcu gizlenmiş. Yaklaşık maliyet firmaya sızdırılmış. İddianame bu eylemde kendi eliyle şunu yazıyor: Rüşvet anlaşması, örgüt lideri şüpheli İmamoğlu tarafından yapılmamış. Anlaşmayı yapan ben değilim. Bunu ben söylemiyorum, iddianame söylüyor ama ceza yine sana kesiyoruz deniyor. Sözlü dayanak üzerinden hareket edilmeye çalışılıyor. Tek kaynağı ne? Bir itirafçı. Duyum. Duydum diyor. Ne yapsın adam? Çocuğu hapiste. Beni bu ihaleye bağlayan o adam o eylemi okumamış. İhaleyi yapanları tanımıyor. Hatta adlarını bile yanlış biliyor. Peki rüşvet kelimesi nereden çıkmış? Kendisi anlattı ifadeden önce böyle biliyorum. Sonra bunların hepsi rüşvetmiş. Nereden öğrenmiş? Basından. Bu da başka bir itirafçı. Önce manşet atıldı, sonra itirafçı manşeti oldu. Sonra manşet ifadeye döndü, sonra ifade iddianameye girdi, daire tamamlandı. Oranlar da itirafçıdan itirafçıya değişiyor. Birinde yüzde 7, birinde yüzde 7 ile 10 arası, bir başkanında yüzde 7 konuşuldu. yüzde 10 diyen itirafçı da duruşmada şunu söyledi: Ben bu işin içerisinde yer almadım. Bunlar benim izlenimlerimdir. Bunları ispat edecek halim yok. İspat edecek hali olmayan izlenimler, duyumlar, hattın adı yanlış bir duyum, okunmamış bir eylem; yüzde 7’nin bütün dayanağı bu. Sonra SGK borcu. İddiaya göre firmanın SGK borcu vardı ve gizlendi. Dosyada Sosyal Güvenlik Kurumu resmi yazısı var. Ne yazıyor? ‘Borcu yoktur’. ‘Devletin kendi kurumu borcu yok bilirkişi borcu var’ diyor. Devletin belgesi bir yanda bilirkişi düşüncesi öbür yandan.”

Duruşma Yarına Bırakıldı

Mahkeme heyeti, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının sürdürülmesi amacıyla oturumu ertesi gün saat 10.00’a erteledi.

5 TL reklam
Önceki Haber Bakan Ersoy: Rusya İle Hava Ulaşımını Geliştirme Temaslarımı...
Sonraki Haber Yalova’da Eğitime Verilen Ara Bir Gün Daha Uzatıldı...

İlgili Haberler