Bir toplumun değerlerini anlamanın en önemli ölçütlerinden biri, fedakârlık gösteren insanlarına ve onların geride bıraktığı emanetlere nasıl sahip çıktığıdır.
Şehit ve gazi ailelerimiz, milletimizin ortak hafızasında özel ve saygın bir yere sahiptir. Onların yaşadığı acılar, yalnızca bireysel bir kayıp olarak değerlendirilmemeli; toplumsal dayanışma, vefa ve sorumluluk açısından da ele alınmalıdır.
Şehitlerimizin aileleri ve gazilerimizin aileleri, hayatlarının farklı dönemlerinde çeşitli sosyal ve ekonomik sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu noktada önemli olan, onları yalnızca belirli günlerde hatırlamak değil, ihtiyaç duydukları her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirebilmektir.
Benim için şehit ve gazi ailelerimizin yanında olmak, bir makamın ya da görevin gereği değildir. Bu, toplumsal sorumluluğun ve insanî vefanın bir gereğidir. Onları dinlemek, sorunlarını anlamaya çalışmak ve haklarına ulaşma süreçlerinde destek olmak, toplum olarak taşıdığımız sorumluluğun bir parçasıdır.
Sosyal devlet anlayışının yanında güçlü bir toplumsal dayanışma kültürüne de ihtiyacımız vardır. Çünkü bazı değerler yalnızca kanunlarla değil, insanların birbirine gösterdiği duyarlılık ve vefa ile yaşatılır.
Şehitlerimizin emaneti olan ailelerimize ve gazilerimize gösterdiğimiz her ilgi, aslında geçmişimize duyduğumuz saygının ve geleceğe taşıdığımız toplumsal değerlerin bir yansımasıdır.
Bu nedenle şehit ve gazi ailelerimizin yanında olmaya, onların sesini dinlemeye ve yaşadıkları sorunlara duyarlı olmaya devam edeceğim.
Çünkü vefa bir gün değil, bir ömürdür.
Ve bazı emanetler, yalnızca hatırlanmaz; ömür boyu sahiplenilir.
Fahriye Taniş Esen



