Van Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde siyasi açıklamalar, adaylara yönelik destek iddiaları ve Diyarbakır basınında yayımlanan tartışmalı haberler yeni soruları beraberinde getirdi. Vanlı tüccarın iradesi neden bu kadar tartışılıyor? Kentin ekonomik geleceğine yön verecek kararı Vanlı üyeler yerine başkaları mı şekillendirmek istiyor?
Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) seçimlerine sayılı günler kala yaşanan gelişmeler, artık sıradan bir seçim tartışmasının ötesine geçmiş durumda. Bir tarafta mevcut yönetime yönelik siyasi eleştiriler, diğer tarafta adaylar üzerinden yürütülen tartışmalar, öte yanda Diyarbakır’da yayımlanan bir gazetenin Van TSO yönetimini hedef alan ve adaylardan birini öne çıkaran haberi…
Bütün bunlar peş peşe yaşanınca insan sormadan edemiyor: Van TSO seçimleri neden yalnızca Vanlı tüccarın, esnafın ve sanayicinin iradesine bırakılmıyor?
Elbette herkes görüşünü açıklayabilir. Gazeteciler haber yapabilir, siyasetçiler eleştiri getirebilir, adaylar birbirleriyle yarışabilir. Bunlar demokratik bir seçim sürecinin doğal parçalarıdır. Ancak mesele, eleştiri sınırlarının aşılması ve seçim atmosferinin farklı siyasi hesapların gölgesinde kalması ihtimalidir.
Tam da bu nedenle yaşananları görmezden gelmek, soruları geçiştirmek ve hiçbir şey olmamış gibi davranmak doğru değildir.
BİR MİLLETVEKİLİNİN AÇIKLAMASI, BİR GAZETENİN HABERİ VE PEŞ PEŞE GELEN SORULAR
DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar’ın Van TSO’nun mevcut yönetimini istifaya davet etmesi, seçim öncesindeki tartışmaların önemli başlıklarından biri oldu.
Ardından Diyarbakır’da yayımlanan yerel bir gazetede Van TSO yönetimini sert biçimde eleştiren ve adaylardan birini öne çıkaran bir haberin yayımlanması, tartışmayı daha da büyüttü.
Van TSO başkan adayı İzzet Çoban da söz konusu yayın üzerinden tepki göstererek Diyarbakır basınının Van’ın seçimlerine müdahil olduğu yönündeki kaygılarını dile getirdi.
Burada sorulması gereken soru açık: Bir siyasi açıklamanın ardından aynı yönetimi hedef alan ve rakip adaylardan birini öne çıkaran yayınların gündeme gelmesi yalnızca tesadüf mü, yoksa kamuoyunun açıklığa kavuşturulmasını beklediği başka bir durum mu var?
Bu soruların yanıtı, varsayımlarla değil, somut bilgilerle verilmelidir. Kimsenin elinde kesin kanıt bulunmadan herhangi bir kişi, kurum veya siyasi yapıyı müdahaleyle suçlamak doğru olmaz. Fakat kamuoyunun dikkatini çeken gelişmelerin sorgulanması da gazeteciliğin temel sorumluluklarından biridir.
Eleştiri başka, yönlendirme başka; haber yapmak başka, seçimde taraf olan bir kampanyanın parçası gibi görünmek başkadır.
DİYARBAKIR VAN’IN SEÇİMİNİ NEDEN BU KADAR YAKINDAN TAKİP EDİYOR?
Diyarbakır’da yayımlanan bir gazetenin Van TSO seçimlerine ilişkin haber yapması tek başına eleştiri konusu olamaz. Basının sınırları şehir tabelalarıyla çizilmez. Gazetecilik, kamu yararı bulunan her konuyu araştırabilir ve haberleştirebilir.
Ancak burada tartışılması gereken, haberciliğin kendisi değil, haberin dili, kullanılan kaynaklar, tercih edilen yaklaşım ve adaylara eşit mesafede durulup durulmadığıdır.
Mevcut yönetim ağır ifadelerle eleştirilirken bir adayın övgü dolu bir dille öne çıkarılması, doğal olarak tarafsızlık tartışmasını gündeme getirir.
Peki, aynı gazete Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri söz konusu olduğunda nasıl bir yayın politikası izliyor? Van’daki seçimler için gösterilen ilgi, Diyarbakır’daki seçimlerde de aynı ölçüde ortaya konuluyor mu?
Bu soruların yanıtı, somut yayın örnekleri üzerinden aranmalıdır.
Çünkü gazetecilik, bir kentin seçimini diğer kentin gündemine taşımaktan ibaret değildir. Asıl mesele, kamuoyuna doğru ve dengeli bilgi sunmak, iddiaları araştırmak ve okurun kendi kararını özgürce vermesini sağlamaktır.
Vanlı üyelerin zihninde soru işaretleri oluşturan da tam olarak bu dengenin korunup korunmadığıdır.
VANLI TÜCCARIN TELEFONLA ARANARAK YÖNLENDİRİLDİĞİ İDDİALARI AÇIKLIĞA KAVUŞMALI
Seçim sürecine ilişkin dile getirilen bir başka iddia ise kent dışından siyasi ağırlığı bulunan bir ismin Van’daki bazı esnaf ve tüccarları telefonla arayarak belirli bir aday için oy istediği yönündedir.
Bu iddia doğruysa, kullanılan yöntemin ve görüşmelerin muhataplar üzerindeki etkisinin açıklığa kavuşturulması gerekir. Ancak iddianın doğruluğu somut bilgilerle ortaya konulmadan herhangi bir kişi hakkında kesin hüküm vermek de doğru değildir.
Bir siyasetçinin bir adayı desteklemesi kendi başına demokratik tartışmanın dışında değildir. Fakat siyasi nüfuzun ticaret erbabının tercihleri üzerinde baskı oluşturacak biçimde kullanılıp kullanılmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.
Vanlı tüccar, kimin kendisini temsil edeceğini belirlemek için başka şehirlerden gelecek telkinlere ihtiyaç duyacak bir topluluk değildir. Yıllardır ticaret yapan, istihdam oluşturan, ekonomik zorluklarla mücadele eden bu insanların kendi kararlarını verebilecek aklı ve iradesi vardır.
Kimse Vanlı esnafı, birilerinin telefonuyla yön değiştirecek bir seçmen kitlesi olarak görmemelidir.
Van’ın tüccarı kimden talimat alacağını değil, kime yetki vereceğini kendisi belirler.
Seçimlerin demokratik niteliği de tam olarak burada başlar.
VAN’IN SORUNLARI ORTADAYKEN SİYASETİN GÜNDEMİ NEDEN TSO SEÇİMLERİ?
Van’ın çözüm bekleyen çok sayıda ekonomik sorunu bulunuyor. İşsizlik, yatırım eksikliği, üretim kapasitesi, sınır ticaretinin geliştirilmesi, ulaşım bağlantıları, sanayicinin finansmana erişimi ve gençlerin istihdamı…
Bunlar, kentteki bütün siyasi aktörlerin ve ekonomik kuruluşların gündeminde olması gereken temel meselelerdir.
Peki, Van’ın ekonomik geleceği için daha fazla yatırımın nasıl getirileceği, yeni istihdam alanlarının nasıl oluşturulacağı ve esnafın sorunlarının nasıl çözüleceği konuşulması gerekirken tartışmalar neden giderek adaylar üzerinden bir güç mücadelesine dönüşüyor?
Bir milletvekilinin Van TSO yönetimine yönelik eleştirileri elbette olabilir. Mevcut yönetim de bu eleştirilere yanıt verebilir. Ancak siyasi makamların ağırlığı, bir ticaret odası seçiminde üyelerin tercihlerini etkileyecek bir baskı unsuruna dönüşmemelidir.
Van’ın siyasetçilerinden beklenen, kentin ekonomik kurumlarını kendi tartışmalarının merkezine çekmek değil, bu kurumların daha güçlü çalışmasına katkı sunmaktır.
Van’ın ihtiyacı, seçim dönemlerinde büyüyen siyasi kavgalar değil; seçim bittikten sonra da devam edecek ekonomik iş birliğidir.
VAN NEDEN HER SEÇİMDE KENDİ İÇİNDE AYRIŞIYOR?
Asıl acı olan, dışarıdan müdahale iddialarının gündeme gelmesinden çok, Van’ın kendi meselelerinde ortak bir duruş sergilemekte zorlanmasıdır.
Kentteki siyasi aktörler, sivil toplum kuruluşları, iş insanları ve yerel dinamikler ortak ekonomik çıkarlar söz konusu olduğunda aynı masada buluşabilmelidir.
Elbette herkesin aynı adayı desteklemesi beklenemez. Farklı listeler yarışacak, projeler tartışılacak, mevcut yönetim sorgulanacak ve yeni yönetim için tercihler yapılacaktır. Zaten seçimlerin amacı da budur.
Ancak rekabetin kişisel hesaplaşmaya, siyasi hesapların ticari kurumların önüne geçmesine ve adayların birbirlerini yıpratma yarışına sürüklenmesine izin verilmemelidir.
Van kendi içinde ayrıştıkça başkalarının yorumları daha fazla gündem olur. Kendi sorunlarını ortak bir zeminde konuşamadıkça dışarıdan gelen her açıklama yeni bir tartışmaya dönüşür.
Bunun sorumluluğunu yalnızca bir siyasi partiye, bir adaya veya bir basın kuruluşuna yüklemek de doğru değildir. Kentin bütün aktörleri kendi payına düşen sorumluluğu görmelidir.
Van’ın birlik olması, herkesin aynı fikirde buluşması demek değildir. Birlik; farklı düşüncelere rağmen kentin ortak çıkarlarını koruyabilmektir.
VAN TSO BİR SİYASİ HESAPLAŞMA SAHASI DEĞİLDİR
Ticaret ve sanayi odaları, siyasi partilerin uzantısı veya kişisel güç mücadelelerinin aracı değildir. Bu kurumlar üyelerinin ekonomik çıkarlarını temsil etmek, ticaretin gelişmesini sağlamak ve kentin üretim kapasitesini artırmak için vardır.
Bu nedenle Van TSO seçimlerinde asıl konuşulması gereken, adayların Van ekonomisine ne kazandıracağıdır.
Kim hangi yatırımı getirecek? Esnafın sorunlarına hangi çözümleri sunacak? Sanayicinin önünü nasıl açacak? Sınır ticaretini nasıl geliştirecek? Gençler için hangi istihdam olanaklarını oluşturacak?
Üyeler bu soruların yanıtlarını aramalıdır.
Mevcut yönetim eleştirilebilir; geçmiş faaliyetleri sorgulanabilir. Rakip adaylar projelerini açıklayabilir ve üyeler bu projeleri karşılaştırabilir. Ancak bir adayı yükseltmek için diğerini itibarsızlaştırmak, seçimleri hizmet yarışından uzaklaştırır.
Aynı şekilde, bir adayı desteklemek isteyen siyasi aktörlerin de bu desteğin üyelerin özgür kararını gölgelememesine dikkat etmesi gerekir.
Van TSO’nun geleceğini belirleyecek olan, başka kentlerdeki siyasi çevrelerin beklentileri veya sosyal medyadaki tartışmalar değil, oy kullanma hakkına sahip üyelerin özgür tercihidir.
24 EKİM’DE KARARI VANLI ÜYELER VERECEK
Van TSO seçimleri öncesinde yaşanan gelişmeler, kentteki ekonomik kurumların bağımsızlığı ve üyelerin iradesine saygı konusunda önemli bir sınav niteliği taşıyor.
Bu sınavdan başarıyla çıkmanın yolu, iddiaları araştırmaktan, şeffaflıktan ve bütün adaylara eşit mesafede durmaktan geçiyor.
Dışarıdan müdahale edildiği yönündeki iddialar varsa bunlar somut bilgilerle açıklığa kavuşturulmalıdır. Siyasi aktörler neyi, neden söylediklerini kamuoyuna anlatmalı; basın kuruluşları haberlerinin dayanaklarını ortaya koymalı; adaylar da projeleri ve yönetim anlayışlarıyla yarışmalıdır.
Kimsenin peşinen suçlanmadığı, ancak hiçbir sorunun da üzerinin örtülmediği bir seçim ortamı Van’ın yararınadır.
Çünkü mesele yalnızca bir başkanın seçilmesi değildir. Mesele, Van’ın ekonomik geleceğine yön verecek bir kurumun ne kadar bağımsız, ne kadar güçlü ve ne kadar üyelerinin iradesine dayalı olacağıdır.
SON SÖZ: VAN’IN İRADESİNE KİMSE AYAR VEREMEZ!
Van’ın sorunlarını Vanlılar bilir. Van’ın ticaretini Vanlı tüccar yapar. Van’ın ekonomisinin yükünü Vanlı esnaf ve sanayici taşır.
Öyleyse Van TSO’nun geleceğine karar verme hakkı da öncelikle bu odanın oy kullanma hakkına sahip üyelerine aittir.
Ne başka bir kentin basını, ne siyasi nüfuz, ne de seçim döneminde ortaya çıkan güç mücadeleleri üyelerin özgür iradesinin önüne geçmelidir.
Van’ın seçimine Vanlılar karar vermelidir.
Van’ın iradesi pazarlık konusu değildir. Van’ın tüccarı yönlendirilmek değil, temsil edilmek istiyor.
24 Ekim’de yapılması planlanan seçimlerde kazanan kim olursa olsun, asıl kazanan Van’ın ticaret hayatı, kurumsal itibarı ve demokratik iradesi olmalıdır.
Van için birlik zamanı. Van’ın iradesine sahip çıkma zamanı.



