Hüseyin ZORKUN

Ayağa Kalktı Denilen Hatay’ın Görünmeyen Yüzü...

Hüseyin ZORKUN 'un Kaleminden...

Dansbase
Pha halk gazeteciliği


Gün boyu büyük bir yorgunluğun ardından sığındığımız depoya geldik. 

Evet, depo diyorum. Çünkü deprem felaketinden sonra evimizi kaybettik, iş yerimizi kaybettik. İyi kötü çadırlarda yaşadıktan sonra bir konteynıra yerleştik. Sonra konteynerımızı da elimizden aldılar, konteynerları da boşalttılar. 

Ev yok, iş yeri yok. Şimdi depo niyetine sığındığımız bir yerde yaşam mücadelesi veriyoruz. Tam anlamıyla yaşam mücadelesi…

İnsan günün bütün yorgunluğunu geride bırakıp “Bir çay içeyim, ayaklarımı uzatıp biraz dinleneyim, televizyonu açıp haberlere bakayım, birkaç lokma bir şeyler yiyeyim” diye düşünüyor. Ama gel gör ki bulunduğumuz bölgede şu an yine elektrikler kesik. Üç gündür elektrik yok, iki gündür su yok, bir gündür internet yok... Böyle zor geçiyor günler...

 Depremden sonra hayatımızdan ne kaldıysa onu da bu kesintilerle, ilgisizlikle, çaresizlikle tüketiyoruz. Üstelik her gün olduğu gibi bu akşam da bu depoya ulaşıncaya kadar tozun, toprağın, çamurun, çukurların ve trafik karmaşasının içinden geçiyoruz. Bütün bunların adı ne? Hayat mı? Normalleşme mi? Yoksa bize “normal” diye pazarlanmaya çalışılan başka bir hikâye mi?

Televizyon ekranlarında sürekli azıcık tamamlanan aynı yerleri çekerek göstermelik görüntüleri gösterip “Hatay ayağa kalktı”, “Antakya ayağa kalktı”, “Esnaf mutlu”, “Vatandaşlar evlerine yerleşti”, “Herkes iş yerine kavuştu”, “Depremin izleri silindi” diye anlatanlara ve atıp tutanlara bir çağrım var: Gelin, kameralarınızı bizim bulunduğumuz yere de çevirin. Öyle kilometrelerce uzağa gitmenize gerek yok. O göstermelik olarak parlatılan, sürekli ekranlara taşınan alanlardan sadece 100-150 metre ilerleyin. Biraz yürüyün. Biraz tozun, toprağın, çukurun, elektriksizliğin, susuzluğun, internetsizliğin ve insanların içine düştüğü çaresizliğin görüntüsünü alın. Sonra çıkın ekranlara ve yine “Hatay ayağa kalktı” deyin. Eğer vicdanınız elveriyorsa…

Hatay’ın ayağa kalkmasını biz de istiyoruz. Antakya’nın ayağa kalkmasını biz de istiyoruz. İnsanlarımızın evlerine, iş yerlerine kavuşmasını, huzur içinde yaşamasını biz de istiyoruz. Ama birkaç gösterişli bina, birkaç düzenlenmiş cadde ve birkaç kameraya güzel görünen alan üzerinden koca bir şehrin hikâyesini anlatamazsınız. Çünkü o kameraların kadrajının dışında hâlâ depremzedeler var. Hâlâ evsizler var. Hâlâ iş yerini kaybedenler var. Hâlâ konteynerı elinden alınanlar var. Hâlâ elektriği, suyu, interneti kesilenler var. Hâlâ her gün yeniden yaşam mücadelesi verenler var.

Bu yüzden “Her şey düzeldi, Hatay ayağa kalktı, depremin izleri silindi, herkes huzur içinde yaşıyor” diye atıp tutanları saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. 

Buyurun gelin. Ekranlardan anlattığınız Hatay’ı değil, bizim yaşadığımız Hatay’ı görün. Bir geceyi bizim şartlarımızda geçirin. Elektriksiz, susuz, internetsiz, çamurun ve çukurun ortasında, yorgun argın sığındığınız depoda bir çay içmeye çalışın. Ondan sonra hâlâ “Hatay ayağa kalktı” diyebiliyorsanız, biz de sizi alkışlayalım.

5 TL reklam
Önceki Haber İstanbul’da Suç Örgütlerine Eş Zamanlı Operasyon: 5 Gözaltı...
Sonraki Haber Türk Kızılay’dan Gazze’ye Milyonlarca Liralık Yeni Sağlık De...

İlgili Haberler