İSTANBUL / TEKHA
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Finans Merkezi ortaklığında düzenlenen “COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanı” ana temalı İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ne katıldı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul Valisi Davut Gül ve çok sayıda yerli ve yabancı konuğun yer aldığı buluşma, resmi aile fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.
Enerji Güvenliği Ve Dönüşüm Eş Zamanlı Yürütülmeli
Zirvede enerji politikalarının sacayaklarına dikkat çeken Bakan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye açısından enerji dönüşümü, tek bir hedefin peşinden gitmek değildir. Aynı anda üç kritik amacı gerçekleştirmek zorundayız. Birincisi, enerji arz güvenliğini sağlamak. İkincisi, ekonomimiz açısından önemli bir kırılganlık olmaya devam eden ithal enerjiye bağımlılığımızı azaltmak. Üçüncüsü ise, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz başta olmak üzere iklim taahhütlerimizi yerine getirmektir. Bu hedeflerin hiçbiri birbirinden bağımsız düşünülemez. Üstelik bugün bu üç amacı aynı anda gerçekleştirmek her zamankinden daha zorlu hale gelmiştir. Son yıllarda dünya; pandemi, tedarik zinciri aksaklıkları, jeopolitik gerilimler, bölgemizde yaşanan konvansiyonel savaşlar, ticaret anlaşmazlıkları ve küresel emtia piyasalarındaki ciddi dalgalanmalarla karşı karşıya kaldı. Bugün ise küresel petrol ve doğal gaz piyasalarında yeniden ciddi baskılar yaşıyoruz. Enerji fiyatları önemli ölçüde yükseldi; Avrupa doğal gaz fiyatları son yılların en yüksek seviyelerine yeniden ulaştı. Bu tablo bize temel bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Enerji dönüşümüyle birlikte enerji güvenliği gündemden çıkmış değildir. Tam tersine, enerji güvenliği ile enerji dönüşümü birlikte ilerlemek zorundadır. Türkiye açısından bunun anahtarı elektrifikasyondur.”
Yenilenebilir Kaynaklar Ve Enerji Verimliliği Hamlesi
Yükselen talep projeksiyonuna ve üretim hedeflerine işaret eden Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Önümüzdeki yıllarda ulaşım, sanayi, binalar ve diğer sektörlerin giderek daha fazla elektrikli hale gelmesiyle birlikte elektrik talebinin önemli ölçüde artmasını bekliyoruz. Dolayısıyla çok daha fazla elektrik üretmek; bunu da daha temiz, daha güvenli ve daha rekabetçi bir şekilde gerçekleştirmek zorundayız. Yenilenebilir enerji bu dönüşümün merkezinde yer alacaktır. Türkiye; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Yenilenebilir kurulu gücümüzü hızla artırıyor, aynı zamanda çok daha yüksek miktarda değişken yenilenebilir üretimi sisteme entegre edebilecek bir elektrik altyapısı inşa ediyoruz. Ancak arzı artırmak denklemin yalnızca bir tarafıdır. Enerji verimliliğini de başlı başına stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirmek zorundayız.”
Karbon Salımı Olmayan Üretimde Nükleerin Stratejik Rolü
Ulusal verimlilik planları ve nükleer enerji vizyonuna ilişkin detayları aktaran Bakan Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planımız, 2024–2030 döneminde 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörmektedir. Bu yatırımlar sanayi, binalar, ulaştırma, tarım ve enerji sektörünü kapsayacaktır. Üstelik hedefimiz 2030 ile sınırlı değildir. Bir sonraki on yıl için çok daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı hazırlayacağız. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanında, nükleer enerji de Türkiye’nin karbon içermeyen elektrik üretim portföyünün vazgeçilmez unsurlarından biri olacaktır. Nükleer enerji; güvenilir, büyük ölçekli ve düşük karbonlu baz yük elektrik üretimi sağlamaktadır. Bu nedenle mevcut nükleer programımızı kararlılıkla sürdürürken, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojileri de yakından takip ediyoruz. Giderek daha fazla elektrikleşen bir ekonomide, nükleer enerji ile yenilenebilir enerjiyi rakip değil; güvenli ve temiz bir enerji sisteminin birbirini tamamlayan iki temel bileşeni olarak görüyoruz.”
Şebeke Esnekliği Ve İletim Hatları İçin Kritik Yatırımlar
Ulaşım sektöründeki elektrifikasyon adımlarına ve şebeke modernizasyonuna değinen Bayraktar, sözlerine şu cümlelerle devam etti:
“Aynı zamanda ulaştırmada da büyük bir dönüşüme hazırlanıyoruz. Elektrikli araç sayısı hızla artacak; bu da ülke genelinde yaygın bir şarj altyapısını gerekli kılacaktır. Batarya depolama sistemleri ise elektrik şebekesinin dengelenmesinde ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonunda giderek daha kritik bir rol üstlenecektir. Bütün bunlar bizi belki de önümüzdeki dönemin en önemli başlığına getiriyor: Elektrik altyapısı. Yalnızca üretim yatırımlarına odaklanmak yeterli değildir. Hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyuyoruz. Elektrik şebekelerimizin daha büyük, daha güçlü, daha akıllı ve daha esnek hale gelmesi gerekiyor. Bu şebekeler; yeni yenilenebilir enerji yatırımlarını sisteme bağlayabilmeli, depolama çözümlerini entegre edebilmeli, elektrikli araçları destekleyebilmeli ve değişen elektrik talep modellerine dinamik biçimde yanıt verebilmelidir.”
Kritik Mineraller Yarışı Ve İklim Direnci Vurgusu
Hammadde temini ile aşırı hava olaylarının altyapı üstündeki baskısına dikkat çeken Bakan Bayraktar, şunları kaydetti:
“İletim altyapısı ve depolamaya yatırım yapmak kadar önemli olan bir diğer alan ise iletim hatları ve bataryalar için gerekli kritik minerallere yatırımdır. Nasıl ki 1800’lü yıllarda bir ‘altına hücum’ yaşandıysa, bugün de kritik mineraller için küresel bir yarış yaşanmaktadır. Bu minerallere erişemeyen ülkeler; yenilenebilir enerjiden veri merkezlerine, yapay zekâdan geleceğin sanayilerine kadar pek çok alanda geride kalacaktır. Kısacası, bu minerallerin çıkarılması ve madencilik projelerinin finansmanı stratejik öneme sahiptir. Bunun yanında giderek daha acil hale gelen başka bir boyut daha bulunmaktadır. Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle elektrik altyapımızı yeniden düşünmek, yeniden tasarlamak ve güçlendirmek zorundayız. Bugün dünyanın birçok bölgesinde sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınları daha sık ve daha şiddetli yaşanmaktadır. Bu aşırı hava olayları elektrik üretimini, iletimini ve dağıtımını doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla iklim finansmanı yalnızca emisyonların azaltılmasını finanse etmemelidir. Aynı zamanda iklim direncini ve uyum yatırımlarını da finanse etmelidir.”
Küresel Sermaye Ve Uygun Maliyetli Finansman Çağrısı
Gelecek on yılların iklim dengesine uyumlu bir sistem kurmanın zorunluluk olduğunu ifade eden Bayraktar, hitabını şu sözlerle noktaladı:
“Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır. Bunun için ise çok büyük finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır. Kamu finansmanı tek başına yeterli olmayacaktır. Özel sektör sermayesini, uluslararası finans kuruluşlarını, kalkınma bankalarını ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıları harekete geçirmek zorundayız. Riski azaltan, sermaye maliyetini düşüren ve temiz enerji ile iklim dirençli altyapı yatırımlarını ticari açıdan cazip hale getiren finansman mekanizmalarına ihtiyacımız var. Özellikle gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişim hayati önem taşımaktadır. Enerji talebinin ve yatırım ihtiyacının en hızlı arttığı ülkelerde finansman pahalı veya erişilemez kaldığı sürece küresel enerji dönüşümünün başarıya ulaşması mümkün değildir. Önümüzdeki enerji dönüşümü ölçeği bakımından eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümdür. Daha fazla yenilenebilir enerjiye, daha yüksek enerji verimliliğine, nükleer enerjiye, depolamaya, elektrifikasyona ve iletim ile dağıtım şebekelerine yönelik devasa yatırımlara ihtiyacımız var. Aynı zamanda tüm enerji sistemimizi iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Bu yalnızca çevre gündemi değildir. Bu aynı zamanda bir enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği gündemidir. Gerekli yatırımları harekete geçirir ve doğru finansman mimarisini kurabilirsek; daha güvenli bir enerji sistemini, daha rekabetçi bir ekonomiyi ve daha temiz bir geleceği birlikte inşa edebiliriz.”



