Gündem

DOKUNULMADAN GEÇİLEN YOLLAR

Bir kente ilk kez gittiğinizde, haritanın size çizdiği o en kısa, en pratik yolları takip edersiniz. A noktasından B noktasına en hızlı şekilde ulaşmak ana hedeftir. Ancak o kenti gerçekten yaşayanlar bilir ki, bir şehrin ruhu ana caddelerin ışıltısında değil; haritada görünmeyen, çıkmaz gibi duran ama sürprizlerle dolu o dar, arka sokaklarda gizlidir.

Dansbase
Pha halk gazeteciliği

Bir kente ilk kez gittiğinizde, haritanın size çizdiği o en kısa, en pratik yolları takip edersiniz. A noktasından B noktasına en hızlı şekilde ulaşmak ana hedeftir. Ancak o kenti gerçekten yaşayanlar bilir ki, bir şehrin ruhu ana caddelerin ışıltısında değil; haritada görünmeyen, çıkmaz gibi duran ama sürprizlerle dolu o dar, arka sokaklarda gizlidir.

Bizler kendi hayat haritalarımızda da sürekli en kısa, en pürüzsüz ve en çabuk sonuç veren yolları seçmeye koşullanmış bir çağda yaşıyoruz. Adımlarımız hesaplı, rotamız net, hızımız maksimumda. Bir yere varmanın heyecanıyla yürüdüğümüz için, yolun kendisini; o yolun kenarında açan bir kır çiçeğini, eski bir evin penceresinden süzülen buğulu ışığı, ayağımızın altında çıtırdayan sonbahar yapraklarını teğet geçiyoruz. Hayatı yaşamak yerine, onu adeta bir yapılacaklar listesi gibi sırasıyla işaretleyerek tüketiyoruz.

Oysa varış noktası denilen şey, çoğu zaman bir illüzyondan ibarettir. Ulaştığımız an hevesimizin söndüğü, yerini hemen bir sonraki hedefin kaygısına bıraktığı geçici bir duraktır sadece. Asıl dönüşüm, asıl hikâye ve ruhumuzu besleyen o hakiki birikim; yolda yürürken başımıza gelenlerde, sapmak zorunda kaldığımız o plansız patikalarda saklıdır.

Yola dokunmadan, tozunu yutmadan, çamuruna basmadan kat ettiğimiz mesafeler bize yolculuk etmişiz hissi vermez; sadece bir yerden bir yere taşınmış oluruz.

Belki de modern insanın o dinmeyen iç yorgunluğu, hiçbir yere varamamaktan değil; sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken yolda olmayı unutmasından kaynaklanıyordur. Zihnimizi kaplayan o aceleci ritmi biraz yavaşlatmak, haritanın dışına çıkmayı göze almak gerek. Bir caddede sebepsizce kaybolmak, bir sohbetin nereye varacağını hesaplamadan dinlemek, bir sonuca ulaşmayacağını bilsek bile sadece hissiyatı için bir adıma cüret etmek...

Çünkü hayat, hedefe ulaştığınız an kazandığınız bir yarış değil; yolda yürürken ruhunuza kattığınız o pürüzlü, hesapsız ve dokunulmuş anların toplamıdır. Vaat edilen sonlara değil, yürürken ayağımızın değdiği o hakiki toprağa inanma zamanı.

 

 

 


5 TL reklam
Önceki Haber Antalya’da Uluslararası Adli Tıp Zirvesi: Yılda Bir Milyon D...
Sonraki Haber Beypazarı tarımda üretim gücüyle öne çıkıyor...

İlgili Haberler