Hüseyin ZORKUN

Gazetecilik Tecrübe İster, Beceriksizlik Değil!

Hüseyin ZORKUN yazıyor...

Dansbase
Pha halk gazeteciliği


Gazetecilik; iki kelimeyi yan yana getirip birkaç cümle yazmaktan ibaret değildir.

Gazetecilik tecrübe ister. Bilgi ve birikim ister. Haber yazmayı, haberin dilini ve kuralını bilmeyi gerektirir. En önemlisi de yıllar içerisinde edinilmiş bir meslek tecrübesi ister.

Ama maalesef bugün bizim meslekte, iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanan, bir paragrafı bile düzgün kuramayan, haber yazmasını bilmeyen insanların kendilerini gazeteci olarak tanıttığına, hatta bazı medya kuruluşlarının il ve ilçe temsilciliklerini üstlendiğine tanık oluyoruz.

Gazeteci olmak başka, gazetecilik oynamak başka...

Bir medya kuruluşunun temsilcisi olmak, sadece bir unvan taşımak değildir. Temsil ettiğin kurumun adına yakışır haberler üretmek, doğru haber yazmak, sahada olmak ve o görevin sorumluluğunu taşıyabilmek gerekir.

Asıl mesele de burada başlıyor.

Kendilerinden daha tecrübeli, daha aktif ve daha iyi haber yapan gazeteciler aynı kuruma veya farklı medya kuruluşlarına temsilci olarak atandığında, bazı sözde gazetecilerin ciddi bir hazımsızlık yaşadığını görüyoruz.

Uzun süre ortalıkta görünmeyen, ayda yılda bir haber gönderen, aktif gazetecilik yapmayan bazı kişiler; kendilerinden daha başarılı bir gazeteci ortaya çıktığında bir anda hareketlenmeye başlıyor.

İlgili kurumları arıyorlar, haber göndermeye başlıyorlar, kendilerini aktifmiş gibi göstermeye çalışıyorlar.

Yakınmış gibi görünmek, çalışıyormuş gibi görünmek, sahada varmış izlenimi oluşturmak...

Bütün bunlar gerçekten çok komik.

Çünkü gazetecilik, başkasının önünü kesmeye çalışmakla yapılmaz. Hele hele daha iyi iş yapan bir gazetecinin kuyusunu kazmaya çalışmak, gazetecilik değil; mesleki hazımsızlıktır.

Bir de haber yazma konusunda ciddi sıkıntıları olanlar var.

Haberin nasıl yazılacağını bilmiyorlar. Haberin başına nasıl imza atılacağını bilmiyorlar. Kendi isimlerini, temsil ettikleri kuruluşun unvanını doğru şekilde yazmayı bile beceremiyorlar.

Ben haberlerimin başına “Haber: Hüseyin Zorkun” yazarım. İsmin hemen yanında da temsil ettiğim kuruluşun unvanını belirtirim.

Bu, gazetecilikte basit ama önemli bir ayrıntıdır.

Fakat bugün, bu tür haber kalıplarını dahi başkalarından alıp kullanan, başkasının hazırladığı haberleri kopyalayıp merkeze göndermekten çekinmeyen insanlar var.

Sosyal medya hesaplarına veya merkeze gönderdikleri haberlere bakıyorsunuz; düzgün hazırlanmışsa büyük ihtimalle bir yerden alınmıştır. Ya da artık yapay zekâ var.

Yapay zekâ, bazı gazeteci bozuntularından daha akıllı!

Yapay zekâya haber yazdırıyorlar.

Fakat ortaya çıkan metinde cümle düşüklükleri varsa, haber dili oturmamışsa, isim ve unvan doğru yazılmıyorsa, haber kalıbı bilinmiyorsa ve iki paragrafta onlarca anlatım bozukluğu bulunuyorsa, insan ister istemez “Bunu kendisi yazdı” diyor.

Çünkü gerçek gazetecilik, sadece bir yerden haber alıp göndermek değildir.

Gerçek gazetecilik; araştırmaktır, takip etmektir, sahada olmaktır, doğru bilgiyi bulmaktır ve o bilgiyi düzgün bir haber diliyle okuyucuya aktarmaktır.

Bir başka mesele de meslekte kullanılan ayak oyunları...

Bazı insanlar, kendilerinden daha iyi gazeteciyi veya daha başarılı temsilciyi kabullenemiyor. Onun önünü kesmek, itibarını zedelemek, ilgili yerlere farklı şeyler anlatmak ve kendilerini daha yakın göstermeye çalışmak gibi yöntemlere başvuruyorlar.

Bunlar gazetecilik değil.

Bunlar mesleğin dışında kalan hesaplar.

Daha da üzücü olan ise bazı kişilerin mesleki bilgi, birikim ve başarıları yerine farklı yöntemlerle işlerini yürütmeye çalışması.

Evet, açık konuşacağım:

Bazıları kişilikleriyle değil, dişilikleriyle gazetecilik yapmaya ve işlerini yürütmeye çalışıyor.

Bu sözüm elbette gazeteci değil. İşini emeğiyle, bilgisiyle, kalemiyle ve alın teriyle yapan gazetecilerin başımın üzerinde yeri var.

Benim sözüm, mesleki yeterliliği olmadığı halde farklı yöntemlerle öne çıkmaya, temsilcilik veya gazetecilik unvanını bu yollarla korumaya çalışanlaradır.

Çünkü gazetecilikte cinsiyet değil, kalem konuşur.

Kim daha iyi haber yapıyorsa, kim daha doğru yazıyorsa, kim daha çok emek veriyorsa, kim sahadaysa; gazetecilikte değer görmesi gereken odur. Ama yönetim kademesi de bazen kişilik ve iş tecrübesinden çok dişiliğe önem veriyor...

Unvan almak kolaydır.

Temsilci olmak da kolaydır.

Zor olan, o unvanın hakkını vermektir.

Zor olan, kendi haberini kendi emeğinle ortaya koymaktır.

Zor olan, başkasının kuyusunu kazmadan ayakta kalabilmektir.

Ve en önemlisi, yıllar geçtikçe hâlâ “gazeteciyim” diyebilmek değil, gerçekten gazeteci olduğunu ortaya koyabilmektir.

Çünkü bu meslekte zaman her şeyi gösterir.

Kimin gerçekten gazeteci olduğunu...

Kimin gazeteci diye geçindiğini...

Kimin emek verdiğini...

Kimin ise sadece gazetecilik oynadığını...

Zaman gösterir.

Hazımsızlık ise, başarının karşısında verilen en komik tepkidir.

Gülüyorum bu tiplere...

5 TL reklam
Önceki Haber Gazze’de bilanço ağırlaşıyor: Can kaybı 73 bin 449’a ulaştı...
Sonraki Haber Bakırköy’de Güzellik Merkezine Gizli Kamera Operasyonu: 3 Gö...

İlgili Haberler