Gündem

Iğdır'dan Ayrılırken Bavuluma En Çok Ne Sığdı Biliyor musunuz? Huzur...

Kübra Açar'ın Kaleminden....

Dansbase


Bazı şehirler vardır; görür, fotoğrafını çeker, dönersiniz. Bazı şehirler ise sessizce kalbinize yerleşir. Iğdır benim için ikinci grupta yer aldı.


TİGAD'ın Dijital Medya Çalıştayı vesilesiyle gittiğim bu serhat şehrine açıkçası büyük bir merakla gitmiştim. Ama dönerken yanımda sadece çektiğim görüntüler, notlar ya da hatıra fotoğrafları yoktu. Bavuluma en çok sığdırdığım şey, insanların samimiyeti ve şehrin huzuru oldu.


Günümüzde birçok şehir gürültüsüyle, kalabalığıyla ve telaşıyla anılıyor. Iğdır ise bana tam tersini hissettirdi. Sokaklarında acele etmeyen insanlar, misafirini baş tacı eden bir anlayış ve insanın içini dinlendiren bir sakinlik... Belki de bu yüzden, daha şehirden ayrılmadan insanın yeniden gelme isteği uyanıyor içinde.


Bir şehrin gelişmesinde sadece doğal güzellikler ya da tarihi miras yeterli değildir. Bunların doğru anlatılması, doğru tanıtılması ve sahiplenilmesi gerekir. İşte bu noktada Iğdır Valisi Mustafa Fırat Taşolar'a ayrı bir parantez açmadan geçemeyeceğim.


Günümüzde makamlar bazen insanlarla yöneticiler arasına görünmez duvarlar örebiliyor. Ancak Sayın Taşolar'da bunun tam tersini gördüm. Kendisini dinlerken ya da aynı ortamı paylaşırken karşınızda makamını öne çıkaran bir bürokrat değil, bulunduğu şehri gerçekten seven, insanıyla aynı masaya oturabilen, samimiyetini hiç kaybetmeyen bir devlet adamı vardı. En küçük bir kibir, en ufak bir üstünlük hissi ya da "Ben makam sahibiyim." tavrına rastlamadım. Bizlerle sohbet ederken bizden biri gibiydi. Belki de insanın gönlünde iz bırakan tam olarak buydu.


Daha da önemlisi, Iğdır'ın tanıtımı konusundaki heyecanını görmek gerçekten etkileyiciydi. Bunu sadece görevinin bir parçası olarak değil, gönülden inanarak yaptığını hissediyorsunuz. Çünkü bazı insanlar görevlerini yerine getirir; bazıları ise görev yaptığı şehre gönlünü koyar. Sayın Mustafa Fırat Taşolar'ın Iğdır için ortaya koyduğu çabanın da tam olarak böyle olduğunu düşündüm. Bir şehri anlatırken gözlerinin içi gülen bir vali görmek, doğrusu insana umut veriyor. Çünkü şehirler, kendisine inanan insanlar sayesinde büyüyor.


Bir şehrin tanıtımını sadece tarihi eserleriyle yapmak eksik kalır. Asıl tanıtımı insanı yapar. Bizleri günler boyunca en güzel şekilde ağırlayan, her ayrıntıyı düşünen, "Misafirimiz memnun ayrılsın." anlayışıyla hareket eden TİGAD Iğdır İl Temsilcisi Halit Öztürk ve organizasyonda emeği geçen herkese ayrıca teşekkür etmek gerekir. Günler öncesinden başlayan hazırlıklar, program boyunca gösterilen ilgi ve misafirperverlik, hiçbir ayrıntının tesadüf olmadığını gösteriyordu. Çünkü bazen bir şehri sevdiren tarihi değil, insanlarıdır.


Ve Iğdır'ın mutfağı...


Doğrusunu söylemek gerekirse, yediğim etin lezzetini uzun süre unutabileceğimi sanmıyorum. Sonra öğrendim ki bu lezzetin sırrı biraz da toprağında saklıymış. Tuz Mağarası'nın bulunduğu bu coğrafyada toprağın ve doğanın hayvanların beslenmesine kattığı zenginlik sofraya da yansıyor. Belki bunun bilimsel açıklamaları vardır ama benim için tek açıklaması şuydu: Her lokmada doğallığı hissedebiliyorsunuz. O etin tadı sadece baharatından ya da pişirilmesinden gelmiyordu; toprağın bereketi de sofraya eşlik ediyordu.


Bir gazeteci olarak birçok şehir görme fırsatı buluyoruz. Her şehir bize bir haber verir. Ama bazı şehirler haberden fazlasını bırakır; bir duygu bırakır. Iğdır bana huzuru bıraktı.


Bazen bir kenti anlatmak için uzun cümlelere ihtiyaç yoktur. "Gidin, görün." demek yeterlidir. Çünkü Aras'ın bereketini, Ağrı Dağı'nın heybetini, Tuz Mağarası'nın eşsiz atmosferini, sıcakkanlı insanlarını ve o kendine has huzurunu kelimeler ancak bir yere kadar anlatabiliyor.


Ben Iğdır'dan güzel anılarla ayrıldım. Eğer yolunuz bir gün bu kadim serhat şehrine düşerse, sadece gezilecek yerleri değil, insanlarını da tanıyın. Bir çay içip sohbet edin. Sofrasına misafir olun. O zaman bu yazıda anlatmak istediğim duyguyu çok daha iyi anlayacaksınız.


Bavuluma koyduğum en değerli şey ne yöresel bir hediye oldu ne de çektiğim yüzlerce fotoğraf... En kıymetlisi, insanın hâlâ samimiyetle karşılanabildiğini görmekti. İşte bu yüzden Iğdır'dan ayrılırken yanıma aldığım en büyük hatıra huzurdu.

5 TL reklam
Önceki Haber Savunma Sanayii Başkanlığı 13 bilişim personeli alacak...
Sonraki Haber Adalet Bakanı Gürlek: 2026 Yılında Ülkemize İade Edilen Şahı...

İlgili Haberler