Hüseyin ZORKUN

Halk Otobüslerinde İhlal Bitmiyor: Denetim Var, Caydırıcılık Yok!

Gazeteci Hüseyin ZORKUN yazıyor...

Dansbase
Pha halk gazeteciliği


Hatay’da halk otobüslerinde yaşanan sigara içme ve seyir halinde cep telefonu kullanma sorununu yaklaşık bir buçuk yıldır takip ediyorum.

İhbar ediyorum.

Belgeliyorum.

Yetkililere bildiriyorum.

Haber yapıyorum.

Ama sorun hâlâ devam ediyor.

Öncelikle hakkını teslim edelim.

Şikâyet ve ihbar yapıldığında ilgili birimler tarafından zaman zaman denetim gerçekleştiriliyor.

Yani tamamen “denetim yok” diyemeyiz.

Ancak asıl sorun tam da burada başlıyor:

Denetim yapılıyor ama yeterli olmuyor. Ceza uygulanıyor ama caydırıcı sonuç ortaya çıkmıyor.

Çünkü aynı ihlal yeniden yaşanıyor.

Hem de defalarca!

Bazı halk otobüsü şoförleri, araç içerisinde yolcular bulunduğu ve otobüs seyir halinde olduğu halde sigara içmeye devam ediyor.

Yolcular, istemedikleri halde sigara dumanına maruz bırakılıyor.

Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

Üstelik konu sadece sigara da değil.

Bazı halk otobüsü şoförlerinin seyir halinde cep telefonu kullandığı da gözlemleniyor.

Onlarca insanı taşıyan bir toplu taşıma aracının direksiyonundaki kişinin telefonla ilgilenmesi, doğrudan trafik ve yolcu güvenliği açısından ciddi bir risktir.

Şimdi soruyorum:

Bir şoför, yasak olduğunu bildiği halde neden direksiyon başında sigara içmeye devam ediyor?

Neden seyir halinde telefon kullanabiliyor?

Cevabı aslında çok açık:

Çünkü uygulanan yaptırımların yeterince caydırıcı olmadığı düşünülüyor.

Ben yaklaşık bir buçuk yıldır bu konunun peşindeyim.

Hatay Büyükşehir Belediyesi 153 Beyaz Masa hattına defalarca ihbarda bulundum.

Sağlık Bakanlığı 184 hattına da bildirimler yaptım.

HBB 153 kayıtları incelendiğinde, bu süreç içerisinde onlarca halk otobüsü şoförünün sigara içtiği gerekçesiyle ihbar edildiği ve çoğuna kamera tespiti sonucu ceza yazıldığı görülecektir.

Bir çok ihbarrın ardından cezai işlemler uygulandığını da biliyorum, ceza makbuzları ile belgeli.

Ancak sonuç ortada:

Sorun bitmedi.

Geçen gün, dün ve bugün 4 ayrı şoförü daha aynı konuda bildirmek  zorunda kaldık.

Bugün hâlâ aynı ihlalleri görüyor ve bildiriyoruz.

Demek ki sadece ihbar üzerine denetim yapmak ve sonrasında ceza kesmek yeterli değil.

Artık kalıcı bir sistem kurulması gerekiyor.

Hatay Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanlığı'nın bu konuda daha etkin, sürekli ve caydırıcı bir çalışma yürütmesi gerekiyor.

Çünkü halk otobüsü şoförlerinin bir bölümü, kuralları bilmedikleri için değil, bildikleri halde ihlal etmeye devam ettikleri için bu sorunu yaşatıyor.

Burada esnafın da ciddi bir sorumluluğu var.

Kurallara uymak bir tercih değildir.

Toplu taşıma hizmeti veren herkes, taşıdığı insanların can ve sağlık güvenliğinden sorumludur.

Bir buçuk yıldır aynı konuyu gündeme getiriyoruz.

İhbar ediyoruz.

Denetim geliyor.

Ceza uygulanıyor.

Ama sonra aynı ihlal yeniden karşımıza çıkıyor.

İşte sorun tam olarak budur.

Denetim var ama süreklilik yok.

Ceza var ama yeterli caydırıcılık yok.

İhbar var ama kalıcı çözüm yok.

Hatay Büyükşehir Belediyesi yetkililerine buradan açık bir çağrı yapıyorum:

Artık bu konuya günübirlik müdahalelerle yaklaşmayın.

Kalıcı çözüm üretin.

Ulaştırma Daire Başkanlığı olarak halk otobüslerinde düzenli ve etkin denetim mekanizması oluşturun.

Sigara içen, seyir halinde telefon kullanan ve diğer kuralları ihlal eden şoförler hakkında mevzuat çerçevesinde gerekli yaptırımları kararlı ve caydırıcı biçimde uygulayın.

Tekrarlanan ihlalleri ayrıca değerlendirin.

Çünkü aynı kişinin aynı ihlali tekrar tekrar yapması, sistemin caydırıcılığı açısından ayrıca sorgulanmalıdır.

Ben bu konuyu sadece bugünün meselesi olarak görmüyorum.

Yaklaşık bir buçuk yıllık ihbar geçmişinin de ortaya konulmasını istiyorum.

Bu nedenle CİMER üzerinden resmi başvuruda da bulundum.

Yaklaşık bir buçuk yıllık HBB 153 ihbar kayıtlarının incelenmesini talep ettim.

Hangi tarihlerde, hangi şoförler hakkında işlem yapıldığının belirlenmesini istedim.

Uygulanan idari para cezalarının tahsil edilip edilmediğinin araştırılmasını talep ettim.

Ödenmeyen, sonuçsuz kalan veya herhangi bir nedenle yaptırımın etkisiz hale geldiği durumların bulunup bulunmadığının incelenmesini istedim.

Çünkü vatandaşın bilmesi gereken şey şudur:

İhbar yapıldı mı?

Denetim yapıldı mı?

Ceza kesildi mi?

Ceza tahsil edildi mi?

Aynı kişi yeniden ihlal yaptı mı?

Ve en önemlisi:

Bu sistem gerçekten caydırıcı mı?

Bunların cevaplarının ortaya konulması gerekiyor.

Bir gazeteci olarak bu konuyu defalarca gündeme getirdim.

Ulaşım Dairesindeki bazı yetkililerle, zabıta ve Sağlık Müdürlüğü yetkilileriyle farklı zamanlarda görüştüm.

Konuyu Ulaşım Daire Başkanı ile bizzat görüşerek anlatmak için de birçok kez girişimde bulundum.

Ancak kendisine ulaşamadım. 

Şimdi buradan bir kez daha sesleniyorum:

Hatay'ın toplu taşıma sistemi sizin sorumluluğunuzdadır.

Vatandaşın sağlığı ve güvenliği de sizin sorumluluğunuzdadır.

Dolayısıyla artık bu soruna kalıcı bir çözüm üretmek zorundasınız.

Halk otobüsü şoförleri de şunu çok iyi bilmeli:

Toplu taşıma aracı sizin özel alanınız değildir.

Aracın içerisinde yolcu varsa, o yolcunun sağlığını ve güvenliğini düşünmek zorundasınız.

Sigara içemezsiniz.

Seyir halinde telefon kullanamazsınız.

Kuralları ihlal edemezsiniz.

Buna rağmen ihlal ediyorsanız, bunun karşılığında etkin ve caydırıcı yaptırım uygulanmalıdır.

Ben bu konunun peşini bırakmayacağım.

Çünkü mesele şahsi bir mesele değil.

Mesele Hatay'da toplu taşıma kullanan binlerce insanın meselesidir.

Mesele çocukların, yaşlıların, hastaların, çalışanların ve her gün halk otobüslerini kullanan vatandaşların meselesidir.

Artık “ihbar geldi, denetim yaptık” anlayışı yeterli değildir.

Önemli olan ihlalin bir daha yaşanmamasını sağlamaktır.

Önemli olan caydırıcılıktır.

Önemli olan kalıcı çözümdür.

Hatay Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanlığı'nı daha etkin, daha sürekli ve daha kararlı bir mücadele yürütmeye davet ediyorum.

Halk otobüslerinde kuralların uygulanmasını istiyoruz.

Sigara dumanı solumak istemiyoruz.

Seyir halinde telefon kullanan şoförlerin oluşturduğu riskle karşılaşmak istemiyoruz.

Kısacası;

Denetim istiyoruz ama sadece ihbar olduğunda değil.

Ceza istiyoruz ama sadece kâğıt üzerinde değil.

Caydırıcılık istiyoruz.

Kalıcı çözüm istiyoruz.

Ve artık aynı ihlalleri görmek istemiyoruz.

Çünkü bir buçuk yıl boyunca aynı sorunu konuşuyorsak, artık konuşma zamanı değil;

gereğini yapma zamanıdır.

5 TL reklam
Önceki Haber Bakan Memişoğlu: 14,1 Milyon Vatandaşta Kronik Hastalık Erke...
Sonraki Haber Bakan Şimşek: Enflasyonda Düşüş Trendi Sürüyor...

İlgili Haberler