Gözlerimi kapatıyorum, kulaklarımda sadece bir uğultu var: o da derin, anlamlı bir sessizlik. Birçokları bu sessizliği korkaklık ya da kabulleniş sanır. Oysa yanılıyorlar, fena halde yanılıyorlar.
Bu, fırtına öncesi gökyüzünün gergin sükunetinden başka bir şey değil. Biz, aslanlar diyarının gerçek sahipleri olarak, gerektiğinde sabrın en asil halini kuşanırız.
Ancak bu sabır, meydanı boş sanıp da hadsizlik eden o sürüngenlerin cesaretini asla beslememeli.
İşte tam da bu noktada, bıçak kemiğe dayanır.
Bazı anlar gelir ki, o asil sessizliği yırtıp atmak, ciğerlerinizi dolduran o muazzam gücü serbest bırakmak, yani kükremek farz olur. Öyle bir kükremek ki, dağları taşları inletmeli, çakalların yüreğine korku salmalı.
Bu kükreme, sadece bir ses değil, bir varoluş manifestosudur. "Ben buradayım, düzen benim, adalet benim!" demenin en net, en sert yoludur.
Meydanlar boş kalmaz, kalamaz. Doğanın kanunu bu, boşluk kabul etmez.
Eğer aslan suskunluğa bürünürse, o meydan sahipsiz kalır. Ve sahipsiz kalan meydanı, sırtlanlar, çakallar, akbabalar doldurur.
Kendi değersiz dünyalarında krallık ilan eder, leşlerle beslenirler. Onlar için meydan, sadece bir yağma alanıdır; şerefin, asaletin, düzenin ne olduğunu bilmezler, bilemezler.
Onların tek anladığı dil, o meydanın gerçek sahibinin gücüdür.
İşte bu yüzden, o "çakalların" hadlerini bilmeleri için, kükremek gerekir. Bu bir tercih değil, bir zorunluluktur.
O kükremenin yankısı, onların o cılız ulumalarını bastırmalı, kendi pisliklerinde boğulmalarını sağlamalıdır.
Aslanın kükremesi, sadece bir uyarıdır; bir daha tekrarlanmayacak, son bir uyarı. Eğer bu uyarıyı anlamazlarsa, o zaman kükreme yerini pençelerin sertliğine bırakır ki, o zaman bedeli çok daha ağır olur.
Unutulmasın ki sessizlik, aslan için bir zayıflık değil, bir stratejidir. Kükreme ise gücün, otoritenin ve düzenin yeniden ilanıdır.
Biz, bu düzenin bekçileri olarak, her zaman asaletimizle dururuz. Ama meydanın boş olmadığını, çakalların asla unutmaması için, gerektiğinde o sessizliği bozup kükremesini biliriz. Meydan bizimdi, bizimdir ve sonsuza kadar bizim kalacak.
Mehmet Hüseyin ZORKUN



